27 Nisan 2010

Şu Yüce Dağları Duman Kaplamış

Şu Yüce Dağları Duman Kaplamış
Yinemi Gurbetten Kara Haber Var
Seher Vakti Burda Kimler Ağlamış
Çimenler Üstünde Gözyaşları Var....


Erzincan'ım, Memleketim...



Erzncn [HQ] | Facebook Video

25 Nisan 2010

Aşka Gönül Vermişim


Bir şubat akşamında
Bahar havasını andırıyordu gülümsemen
Taze ve canlı bir o kadarda çekingen.
Korkma bu sevgiden
Yanında ben varım
Seni sevmişsem,sana gönül vermişsem
Dönüşü yok artık
Sana yanlızca beni sevmek düşüyor

Sende sadece,
Sevilmek istiyorsun
Belli edemiyor olsam bile
Daha fazlasını verdim sana
Vazgeçilmez bir tutkuyla bağlanmışım
Sonsuza kadar yolunu bekleyebilirim
Hiç usanmadan bıkmadan
Ben aşka gönül vermişsem
Can sevdasından vazgeçmişim demektir...


Hatice Türkmen Yurtseven

20 Nisan 2010

Nedir Bu Bloglar Arası Savaş???


Bu konu da yazıp yazmama konusun da çok kararsızdım.Bundan bir kaç hafta önce bir blog arkadaşı ziyaretim de yazdığı yazıdan dolayı izlemeden çıktım.Yazdığı yazı blogları eleştri niteliğindeydi.İnsanlar neden blog tutar,paylaşmak için yazıları,istediğini duygulaını düşüncelerini, beğendiği yazıları blogun da paylaşır.Bu kişi blogları alıntı olarak paylaşımlar yapıldığını,maillere gelen yazıların blog da paylaşıldığını, cinsel konuların yansıltığını ve bundan dolayı durumdan rahatsız olduğunu belirtmiş.Bu yazıyı okuyunca izlemeden çıktım.Eğer bir insan istediğini paylaşamadıktan ve istediğini yazamadıktan sonra niye blog tutsun.

Aslında bu yazıyı yazmamın sebebi ise, geçen bloguna uğradığım da gördüğüm yazıydı.Evet mailden alıntı yapmıştı, eee kardeşim sen hem eleştriyorsun blogları hem de aynı şeyi yapıyorsun..Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu...
Yapmayın eğer eleştri yapıyorsan arkasında dur, yapamıyorsan hiç yapma yoksa bak böyle tükürdüğünü yalarsın..Bu da sana kapak olsun..

Benim için önemli olan blogda ki içerik ve paylaşımlardır..Eğer o içerik sağlam ise bence tam blogcudur.Yoksa kendisi yazmış, şu yada bu yazmış. önemi yok.Bana verdiği duygu hissi,öğretisi yeter..

17 Nisan 2010

Çok Zor Olacak



Yıkılan umutlarımın arkasından
Günlerce gözyaşı döktüm
Sanki güneş bir daha doğmayacak
Bahar yeli esmeyecek kapımda..
Mutluluklar çok uzak,
Şu karlı dağların arkasında…

Derken, kader seni çıkardı karşıma
Biliyor musun?
Sen diğerlerinden çok farklıydın
Ben seçmiştim seni
Kim olduğunu bilmeden
Kimseye sormadan.
Yalnızca benim eserimdin.
Sana kendi yarattığım
O sevgi dolu dünyada yer verdim
Senin içinde güzel hayaller kurdum
Hem de saf,
Tertemiz berrak sular gibi..
İşte! İçime yine karamsarlık düştü
İnsanlara güvenim yıkılmıştı bir kere
Çok zor olacak
Bu yeni başlangıçlar biliyorum
Belkide sanada tam alıştım derken
Sende beni bırakıp gideceksin
Ve ben yine
Yanlızlığımla baş başa kalıcam
Ve yine aptallığıma ağlıyacam…


Hatice Türkmen Yurtseven

Akira Kurosawa


Japon sinemasının imparatoru unvanına sahip Akira Kurosava 1910 yılında yedi çocuklu bir ailenin son çocuğu olarak Tokyo'da dünyaya geldi.
Ağabeyinin erken yaşta intiharıyla büyük bir sarsıntıya uğrayan Kurosawa bir süre sonra yardımcı yönetmen olarak sinemaya başladı. Hidesuke Takizawa, Kajiro Yamamoto, Mikio Naruse gibi dönemin tanınmış yönetmenlerinin asistanlığını yapan Kurosawa, ilk filmi Sugata Sanjiro'yu (Büyük Judo Efsanesi) 1943 yılında yönetti. Zamanla birçok başarılı filim çalışmasında sonra önemli bir yönetmen konumuna geldi.
Onu Batı dünyasına tanıtan film, Venedik Film Festivali'nde en iyi film ödülünü alan 1950 yapımı Raşomon olur. Bir haydutun ormanda bir samurayı öldürüp karısına tecavüz etmesi sonrası, haydutun, samurayın, tecavüze uğrayan kadının ve tüm bunları izleyen oduncunun olayı farklı açılardan anlattıkları film, gerçeğin görece bir kavram olması üzerine etkileyici bir yapım idi. Yeni çekim ve anlatım teknikleriyle Kurosawa'ya uluslararası düzeyde de başarı getirdi.
1940'lardan 1960'ların ortalarına kadar Kurosawa aynı ekiple çalışmaya özen gösterdi. Fumio Hayasaka müziklerini, Asakazu Naki ise kameramanlığını yaptı. Takaşi Şimura ve Toşiro Mifune'de oyuncu olarak Kurosava'nın birçok filminde başroller üstlendiler.
Kurosawa'nın çok sayıda filmi Hollywood filmlerine esin kaynağı oldu. Örneğin, Yedi Samuray Yedi Silahşör'e , Saklı Kale Yıldız Savaşları'na, Koruyucu ise Bir Avuç Dolar İçin'e kaynaklık etti.
60'ların sonunda Tora Tora Tora adlı filmle Hollywood'a giden yönetmen, filmi yarım bırakarak ülkesine döndü. 70'lerin ortalarında Sovyetler Birliği'ne giden Kurosawa, Rus bir subayla Moğol bir avcı arasında yüzyılın başında geçen bir dostluk öyküsünü anlatan Dersu Uzala filmini çevirdi. Film 1976 yılında en iyi yabancı film Oskar'ını aldı .
Aynı zamanda resim sanatı ile de ilgilenmiş bir çok sergilerde resimleri yayınlanmıştır. Yaptığı sıra dışı resimler ile gündemde kalmasını da başarmış ancak yönetmenliği konusunda daha geniş kitlelere ulaştığı için yönetmenliği her zaman ön plana çıkmıştır....



Akira Kurosawa Resimleri slaytı

Slayt Tasarım: N.Kefeli

15 Nisan 2010

Sonundaaaa




Bir haftadır bekliyordum, sonunda bilgisiyarım bir haftadır servis de bekliyordu.Ne yazık ki ana kart gitmişti. Bugün aramışlar ama duymamışım, akşam farkettim. Aradım,yapıldı dediler..Yarın nasip olursa alacağız.Bugün duyduğum en güzel haberdi.Sigarayı bırakacağım, demiştim ve yapacağım.
Ufacık şeylerden mutlu olabilen bir insanım..VE ŞU ANDA ÇOK MUTLUYUM..

13 Nisan 2010

NEFİS TAVUK (yapılışındaki teknik)

Pikniğe giden herkese tavsiye ediyorum.
Tavuğun tüm yağlarının etlerinden ayrılması tavuğa ayrı bir lezzet veriyor.
Kesinlikle birgün bunu denemelisiniz.












TARİHİ SAVUNMA



13.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına

Sayın Başkan, Saygıdeğer Heyet;
Atatürk ten, yarattığı devrimlerden koparılmak istenen koşullarda yaşıyoruz,yaşatılıyoruz.
Mustafa kemal düşüncesi en tehlikeli biçimde sorgulanıp zehirlenmektedir. İnsanlık tarihinde olağanüstü bir uygarlık devrimi gerçekleştirmiş kişiyi yıkmak isteyenlerin amacına hizmet edilmektedir.
Telefon tapelerimde , tarihi yaşayan,yaratan ve yazan ebedi önderimizin eseri TC Kuruluş Destanı
Nutuk, daha uygar bir geleceği güvenceye almak için Atanın Afet İnan a yazdırdığı Medeni bilgiler, ülkemizin tapusu Lozan ı konu edinen ve ülkenin birliğini amaç güden cümleler suç unsuru olarak görülerek kalın ve büyük puntolarla işaretlenmiştir.

Nutuk'u ancak, Mustafa kemal in ışığından ruhları kamaşan yarasalar,
Medeni bilgileri ancak medeniyet düşmanı ahlak tarantulalaları,
Lozan'ı ancak garip ihtirasların bulandırdığı karışık beyinler suç unsuru olarak görebilir.

BUNU YAPANLAR TÜRK MİLLETİNİN KUTSALLARINI,
ÜZERİNDEN DESTURSUZ GEÇİLEBİLECEK BİR KÖPRÜ MÜ SANDILAR ???

Mustafa Kemal bu gibileri şöyle tarif ediyor :

AKLI EREN,MEMLEKETİNİ SEVEN,HAKİKATİ GÖREN KİMSELERDEN DÜŞMAN ÇIKMAZ.İÇİMİZDEN BÖYLELERİ ÇIKARSA ONLAR YA AKLI ERMEYEN CAHİLLER YA MEMLEKETİNİ SEVMEYEN KÖTÜLER YA DA HAKİKATİ GÖRMEYEN KÖRLERDİR !

Vatanın bütün ümit ve istiklalini bağladığı gençliğin neyi görmesini istemiyorlar. Orada terör yok. "Ya istiklal, ya ölüm var "

"TEMEL İLKE TÜRK ULUSUNUN HAYSİYETLİ VE ONURLU BİR ULUS OLARAK YAŞAMASIDIR. BU TEMEL ANCAK TAM BAĞIMSIZLIĞA SAHİP OLMAKLA ELDE EDİLEBİLİR. NE DENLİ ZENGİN VE GÖNENÇLİ OLURSA OLSUN, BAĞIMSIZLIKTARN YOKSUN BİR ULUS, UYGARLIK KARŞISINDA UŞAK OLMAK MEVKİİNDEN YÜKSEK BİR İŞLEME LAYIK OLAMAZ "

Orada terör yok. Türk Bağımsızlık Savaşının hangi koşullar ve çetin güçlükler içinde kazanıldığı ve eseri gençliğe emaneti var. Gençliği en elverişsiz koşullarda dahi eyleme çağıran yüreklendirme kamçısı Gençliğe hitabe var.

O Gençliğe Hitabe ki onda uygarlık bağımsızlık ve özgürlük uğruna sonsuza dek sürecek uğraşların ve savaşların şu tükenmez buyruğu var.

"BUGÜN ULAŞTIĞIMIZ SONUÇ, YÜZYILLARDAN BERİ ÇEKİLEN ULUSAL YIKIMLARIN YARATTIĞI UYANIKLIĞIN VE BU SEVGİLİ YURDUN HER KÖŞESİNİ SULAYAN KANLARIN KARŞLIĞIDIR.BU NETİCEYİ TÜRK GENÇLİĞİNE EMANET EDİYORUM.

EY TÜRK GENÇLİĞİ,

BİRİNCİ VAZİFEN TÜRK İSTİKLALİNİ, TÜRK CUMHURİYETİNİ İLALEBET MUHAFAZA VE MÜDAFA ETMEKTİR,MEVCUDİYETİNİN VE İSTİKBALİNİN YEGANE TEMELİ BUDUR."

Nutukta Darbe yok!Kültür devrmi,bağımsızlaşma,çağdaşlaşma, demokratikleşme var.

Sayın Başkan,Saygıdeğer Heyet,

Mustafa kemal sevgimiz, çizgimiz bize zehir edilmeye çalışılıyor.
Çok Net İfade ediyorum.
Bunları buraya suç unsuru olarak koyanların görevleri beni bununla suçlayıp hapis yatırmaksa benim görevim hapis yatmaktır.
Onların görevi beni öldürmekse o zaman benim ki de bu uğurda ölmektir. Hem de gözümü bile kırpmadan.
Bu düşüncede olanlar sürgüne gönderiliyorsa, benim görevim umutsuzluğa kapılmadan yola çıkmaktır.

Nutuk, Medeni bilgiler, Lozan Hasdal'da serbestse ben orada olacağım.
Vicdanımızı yastık yapar yatarız ama yastığımızın altına da Nutuk koyarız.

Mustafa kemal in asil devletinde bunları suç kabul eden herkese sesleniyorum:

Zincire vursanız ellerimi ve ayaklarımı tehdit edebilirsiniz.
Boynunu vurduracağım derseniz boynumu tehdit edersiniz.
Avukatını tutuklarım derseniz savunmamı tehdit edersiniz.
Hapiste çürüyeceksin derseniz tehdit ettiğiniz şu zavallı bedenimdir.
20 ay yattım 120 bin ay yatsam ne olur ? Ömrüm zindanda bitse ne olur ?
Adam olan yeminine sadık kalır. Ben askerlik yeminime sadık olarak bu dünyadan göçeceğim.
Beni, benliğimi, ruhumu hiçbir şekilde tehdit edemezsiniz.
Bunlardan biri için bile korkuya kapılacak olursam işte o zaman tehdit edilen gerçekten ben olurum.

Sayın Başkan,Saygıdeğer Heyet,

Vatanını, ulusunu sevmiş olmanın bedelini ödeyen insanların ne ilkiyiz ne de sonuncusu.
Ancak unutulmasın ki biz burada olduğumuz için Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyüklüğünden birşey kaybetmez. Vatan sağ oldukca elbet bu mevkilere, makamlara gelip bu görevleri ifa edecek vatan evlatları bulunur.
Üç tane alırsınız, her sene Harbiye den bin tanesi mezun olur.
Türk Silahlı Kuvvetleri mahkeme salonlarına sığmaz !
Ben adı TÜRK olan milletin askeriyim.
Biz Türk askerleri karşımızda ölüm, elimiz vicdanımızda,torunlarımızın yarın inceleyeceği tarihe ait mesuliyetler gözümüzün önünde ,yolumuzu Mustafa kemal in Türkiye Cumhuriyeti için yaşam nöbeti tutan sözleri ve direktifleri çerçevesinde çiziyoruz.

Herkes bilsin ki, bizler burada nöbetteyiz.

Mustafa Kemal Atatürk için her koşulda, her zamanda ve mekanda siper olacağız. O yükseklerdedir ama bacakları halen duyarlıdırd. Yere değdirmese de bizim gibi şerefli Türk Subaylarının,şerefli Türk aydınlarının başlarına bas basa, omuzlarına basa basa ileri atacak adımlarını, yürüyecek! O bu topraklarda hiç kaybetmedi, yine kazanacak !

Sayın Başkan, Saygıdeğer Heyet,

Türk Milleti adına karar veren heyetinizden Nutuk u suç sayan bu iddianameyi tarihin çöplüğüne atmanızı talep ediyorum.

Mehmet Ali Çelebi
Tutuklu Kr. Plt. Teğmen.

KUTLU DOĞUM HAFTASININ AMACI NE?



Gelenek haline gelen Kutlu Doğum Haftasının amacı nedir?
Mevlidi, Türk kültürünün sağlam bir mesnedi, milletimizi birlik ve bütünlük içinde aydınlık geleceğe taşıyacak sağlam bir gelenektir. Hafta dolayısıyla hazırlanan programlar belirlenirken gözetilen gaye hep bu olmuştur.
Takip ettiğimiz geleneğin gücü ve bunun hâlâ milletimizin gönlünde dipdiri yaşaması, gelecek için bizleri umutlandırmaktadır. Yüzyıllardır görülmüştür ki Türk Milleti inançlıdır, hoş görülüdür, dinî inançlarını bir kavga konusu olarak değil, barış ve huzur kaynağı olarak görmektedir.
Ve din siyasetten uzak, hiçbir siyasi görüşün dilinde olmayan, gönüllerde yaşatılacak barış güvercinleri ile dolu olması gerekmektedir.



Kutlu Doğum Haftası Hz.Muhammed sesli slaytı

09 Nisan 2010

Çökertme ve Hayat




Çökertme evet evet çökertme,başardım.Ne olduğunu bilmesem de bilgisayarım şu an servis de bekliyor.Korkularımdan biriydi, olmadık zaman da gitmesi, o da oldu.Hayatta hep birilerini teselli ederken şunu deriz, ''olacağa ve öleceğe çare yok'' diye.Sigarayı bırakma kararı aldım,şu bilgisayarım bir evime gelsin,kesin kararlıyım.. Hayat işte sağlığımız yerin de ya,gerisi boşver.
Hayat görüşüm.Hayatı bir uçurum olarak görüyorum.İki kişi düşünün..İkisi de uçurumun kenarın da, atlıyorlar ve bu süreç de zorluklar bekliyor..
Uçurumdan düşünce kayalar çarpar, biri bu kayalara çarpınca daha dirençli olur,diğeri ise bu kayalardan nasibi alır,her kaya çarptığın da canı yanar,bir parçası gider.. Biri daha dirençli yere basarken, diğeri için artık çok geçtir.
Ben hangisiyim bilmiyorum..

Bir başka hayat görüşü:Hayat
Hayat bazen isteklerine erişememek, vazgeçmek ama kopamamak, gülümsemek ama gülememek, ağlamak ama ağladığını belli etmemek, sevmek kimi zaman ama sevdiğini söyleyememek, sevilmek ama seni seveni sevememek, kızmak ama kızdığını incitememek, Hayat... Biz gelecek için plan yaparken başımızdan geçen olaylar zinciri... Hayat...Daha iyi olsun diye çalışıp çabalarken hızla geçen zaman dilimi... Hayat...Günlük işlere dalıp o yoğunlukta geri kalan kısmı yaşamayı unuttuğumuz kavram... Hayat...Paran, sağlığın ve huzurun varsa güzel, yoksa yandı gülüm keten helva... Hayat...doğumla ölüm arasındaki çizgi...
Edebiyat kulübü

Masalperisi

01 Nisan 2010

ZORLAR VE KOLAYLAR


Hayatım da bazı şeyleri değiştirmek istiyorum.Herşeyi kapatıp,yeniden baştan başlamak..Hep zoru seçmişim hayatım da bunu farkettim..Bir mücadele değil mi hayat..Sanırım bu mücadelede ben çabuk pes ediyorum.İnsanları kırmak yerine kabuğuma çekilmeyi kabul ediyorum artık, hataları olsa bile.
Yazarıma kulak verelim..
Zorluklar ve Kolaylıklar

“Yıkmak, herkesin işi olabilir; yapmak yalnız gücü ve aklı olanların işidir.”

Hayatta zor işler, kolay işler var,
Bunları ayıran insan olmak zor.

Bilgiçlik taslamak, konuşmak kolay,
Az ve öz konuşup susan olmak zor.

Akıl vermek kolay, iş bozmak kolay,
Bozuğu onaran insan olmak zor.

Niyet etmek kolay, başlamak kolay,
Bir işi bitiren insan olmak zor.

Almak kolay, benlik, bencillik kolay,
Alan insan değil, veren olmak zor.

Merak kolay, olay seyretmek kolay,
Bakan insan değil, gören olmak zor.

Kazanç kolay, servet, zenginlik kolay,
Vicdanlı, namuslu patron olmak zor.

Açları kandırmak, azdırmak kolay,
Açları doyuran insan olmak zor.

Yemin etmek kolay, söz vermek kolay,
Verdiği sözünde duran olmak zor.

Seçilmek, yükselmek, baş olmak kolay,
Sahtekar baskıyı kıran olmak zor.


Hile, yalan, riya, kalleşlik kolay,
Doğru olmak, içten insan olmak zor.

Kan akıtmak kolay, acıtmak kolay,
Acıyan yarayı saran olmak zor.

Nefse uymak kolay, hırslanmak kolay,
Nefsini, hırsını yenen olmak zor.

Yuva kurmak, evlenmek kolay,
Yuvada huzura eren olmak zor .

Yaşam kolay, doğmak, yaşlanmak kolay,
İnsanca yaşlanmak, insan olmak zor.

türkmenkızı- Hatice Türkmen Yurtseven

 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys