26 Aralık 2009

Bir Damla Su Mutsuz

Bir damla su mutsuz
Bir damla su kırgın
Bir damla su üzgün
Bir damla su yorgun
Bir damla su kırıldı
Bir damla su ağladı
Bir damla su'nun artık damlası kalmadı.


Bir Damla su yani ben 10 gün önce, beklediği haberi aldı,üzüldü,hayali vardı..Bu sefer de olmadı,ama bir senem daha var, bir umut.Bu zaman zarfı içerisinde sizleri de ihmal ettim.Kusura kalmayın.Bunun üstüne bir damla su bir şeye daha şahit oldu..O zaman da kırıldı..Herşeyin sahte olduğu bir dünya da yaşadığını, bir kez daha gösterdiler.Teşekkür ediyorum onlara,insanlara olan güvenimi azaltığınız için..

YENİ YILIMIZ



Dünyayı değiştirmek istersen yüreğine inan..
Dostlarına güven..Sevgine sarıl..
Yeni yıl...
Senin başarının anahtarıyla
Tüm kapıları açacaktır.
Hepinizin yeni yılı kutlar,yeni yılınızın sağlık mutluluk,şans ve başarı getirmesini dilerim.Sevgi ve sağlıcakla kalın.

Son Şarkım
Bloguma bu yılın son şarkısını tüm blog arkadaşlarıma hediye ediyorum.Sevdiğim değerli bir arkadaşımdan çalışma için bir şarkı istemiştim.Sağolsun bu şarkıyı verdi,sözleri çok güzel, teşekkürler..

17 Aralık 2009

Yavaşça


Gece olunca insanın içine bir ürperti girer..Yalnızlığın vermiş olduğu hüzün, sevgilisinin yanında olamayışı vs.. Her yeri bir karanlık basar, korkular çıkar su üzerine...İşte o an gelsin sevgili..Yazarıma kulak verin.

Yavaşça

Karanlık çöküp gece olunca
Yıldızlar göz kırpıyor aya
İşte o zaman gel
Sarıl bütün sıcaklığınla bana
Ay ışığı vursun yüzüne
Öyle güzel olsun ki bu gece
Ve seninle birlikte

Oysa ki,
Gece düşmeye başlayınca
Korkularımda başlar karanlıkta
Yapayanlız hissederim kendimi
Gözlerim,
Buğulu bakışlarını arar karanlıkta
İşte o zaman gel yanıma
Ne olur
Sarıl bütün sıcaklığınla
Ve
Seni seviyorum de
Yavaşça kulağıma,


Hatice Türkmen Yurtseven

09 Aralık 2009

Ölümsüz Kahramanlar

Tek bir söz ''Vatan size minnettardır. Ruhunuz şad olsun.''

04 Aralık 2009

Cevapsız Bekleyiş


Bir haber değilmi?
Bir dosttan sıcak bir selam
Bize yaşama hevesi veren..
Beklediğim haber gelmedi,
Ama olsun
Umudumu yitirmiyorum
Yıkılmasın diye
Ardına yaslanıyorum.
Gözlerim beklemekli ve yorgun
Nereye kadar,
Bu cevapsız bekleyiş.
Soruyu soran ben
Cevabı veren yine benim
Güneş doğana kadarmı.?
Akşam olana kadarmı.?
Beklediğim bir selam,
Geç kalma olurmu.?
Ömrümün o son gününü yaşamadan
Bir çift tatlı söz gönder bana
Ve ben,
Dünyaya veda edeyim
Artık bir beklentim olmadan.

Hatice Türkmen Yurtseven


01 Aralık 2009

Kavga böyle başladı!!!‏


Her evlilikte olduğu gibi ufak tefek tartışmalar oluyor.Evliliğin tadı tuzu derler, bir bakıma doğru tabii ki..Ben de düşündüm en son ne zaman kavga ettik eşimle, aklıma en son 2 sene önceki kavgamız geldi,tatil yüzünden tartışmıştık..Bu sene de sanki tatil yüzünden anlaşmazlığa düşeceğiz gibi geliyor.Hadi hayırlısı..
Aşağıda ki fıkraları yazarım Hatice Hanım gönderdi..Şimdi bayramı atlattık,yeni bir haftaya tebessümle başlayalım.
Bazı kelimelerden dolayı hepinizin affınıza sığınırım.


Kavga böyle başladı!!!

Karıma dedim ki, "Doğum gününde nereye gitmemizi istersin?"

Yüzünde keyiften eridiğini görmek beni ihya etti!.

"Uzun zamandır gitmediğimiz bir yer olsun !" dedi.

O zaman önerdim, "Mutfağa ne dersin?"

İşte kavga böyle başladı....

♥♥♥

Cumartesi sabahı, sakin- sakin giyindim, kahvaltımı ettim, köpeği kapıp sessizce garaja geçtim..

Kayığı arabanın üzerine atıp, şelaleye doğru yola çıktıydım ki, baktım fırtına çıktı-çıkacak..., garaja geri döndüm, radyoyu açtım, hava durumu, havanın gün boyu böyle gideceğini söylüyor....Eve geri döndüm, yavaşça soyunup, yatağa süzüldüm..

Uyumakta olan karımın vücuduna arkadan sarılıp, arzu dolu, kulağına fısıldadım,

"Dışarıda hava berbat"...

10 yıllık sevgili karım mırıldandı 'Salak kocam bu havada balığa gitti, inanabiliyormusun?'

Ve kavga böyle başladı...

♥♥♥

Bir adamla bir kadın, bebekler gibi uyumakta.

Sabahın üçünde, birden dışarıdan bir gürültü geldi.

Kadın, panik içinde yataktan fırlayıp adama doğru bağırdı 'Aman Tanrım,

Bu kocam galiba!'

Adam da yataktan fırladı, korku içinde ve çıplak, kendini camdan attı, yere yapıştı. Dikenli çalının arasından koşabildiğince hızlı arabasına koştu;

Birden aydı, geri dönüp yatak odasına girdi, ve karısına : "A s..tir!!! Senin kocan benim!!!' diye bağırdı.

'Yok yaa ne kaçtın öyleyse?'

Ve kavga böyle başladı.......

♥♥♥

Karıma 14.95.'e bir kasa Miller bira alalım, diyordum ki,

7.95'e bir kutu dondurma almasın mı?.

"Oysa bira ile bu gece, dondurmayla olduğundan daha çekici olurdun" demiş bulundum.

Ve kavga başladı....

♥♥♥

Kadın çıplak, yatak odasındaki aynadan kendine baktı.

Gördüğünden pek memnun kalmamıştı ki, kocasına dönüp, -"Korkunç görünüyorum; yaşlı, şişman ve çirkinim!!" dedi ve devam etti:

-"Hadi bana bir iltifat yap, buna ihtiyacım var!!.'

Kocanın cevabı: "Gözlerin iyi görüyormuş !!."

Ve kavga başladı......

♥♥♥

Karımı restorana götürdüydüm.... Garson, her nasılsa, önce benim siparişi aldı.

"Ben ızgara bonfile alacağım, az-orta pişmiş lütfen."

"Deli danadan korkmazmısınız?" dedi,

"Cık, dedim o kendi siparişini kendi verir!."

Ve kavga böyle başladı...

♥♥♥

Mezunlar yemeğinde karımla masadayız,
Yandaki masada, sarhoş, elindeki kadehi çevirip duran kadına bakakalmışım.

Karım sordu, - 'Onu tanıyormusun?'

-'Evet,' dedim, 'Eski flörtüm. Duydum ki yıllar önce ayrıldığımızda içmeye başlamış, o zamandan beri kendisini ayık gören yokmuş"

'Hadi canım!' dedi karım, "amma uzun kutlamış!!'

Ve kavga böyle başladı...

♥♥♥

Emekli olduğumun ertesi, Sosyal Sigortalar'a gidip muüracaatımı yapayım dedim.

Masadaki memure, yaşımı teyit etmek için ehliyetimi istedi.

Ceplerimi karıştırdım, cüzdanımı evde bırakmışım!.

Kadına dedim ki "Bir koşu eve gidip getirebilirim!".

"-Yok canım", dedi kadın , " Gömleğinizi açın lütfen!"... Düğmeleri açtığımda, kıvırcık, kırlaşmış göğüs

kıllarıma bakıp, "bu kır renk, benim için kanıt olarak yeterli!" dedi ve müracaatımı aldı.

Eve döndüğümde, sigortalarda başıma geleni karımla paylaştım.

"Pantolonunu da indireydin keşke!" dedi "maluliyet de bağlarlardı belki!"

İşte kavga böyle başladı...

♥♥♥

Oturmuş TV de kanallar arası zaplarken, yanıma oturan karım sordu:

-"Ne varmış bakiim TV'de?"

'Toz.' dedim,

Ve kavga başladı...

♥♥♥

Karım, yaklaşmakta olan yıldönümümüz için çaktırmadan ayak yapıyordu ..

"Üç saniyede hızla 0 dan, 100 ye çıkabilen bir nesne istiyorum" dedi,

Bir baskül aldım ona!.

İşte kavga böyle başladı...

26 Kasım 2009

Gül ve Su..İyi Bayramlar..


Güzellik,birlik,beraberlik dolu, her zaman bir öncekinden daha güzel ve mutlu birlikte nice bayramlar geçirmek dileğiyle Kurban Bayramımız kutlu olsun.

Bir video paylaşmak istedim..Gül ve Su'yun sevgisini anlatıyor..Hüzünlü bir hikaye çoğumuz biliriz bu hikayeyi..Bu hikaye de yalnız bir sorun var ''Seni seviyorum'' demek yetmiyor,göstermek gerekiyor... Bayram da eşimize, sevgilimize, arkadaşlarımıza, ailemize sevgimizi göstermek dileğiyle. İyi bayramlar,sevgi ve sağlıcakla kalın..

Gül ve Su:

amatör - gül ve su | izlesene.com


Bir göz atın, harika bir slayt:
Bayramlar bayram ola...

21 Kasım 2009

Keşke Aldatmasaydı...


Aldatmak ile ilgili o konulara fazla girmek istemiyorum ama.. Bu yazıyı yazarım Hatice Hanım gönderince çok üzüldüm..Kendimi o kadının yerine koydum içim acıdı,dayanamadı yüreğim.En çokda üzen hasta olan birinin yaşaması.O kadının sevgiye morale ihtiyaçı olduğu an bunu yaşaması..çok acı çok...Aşık olan kadın, herşeyi bilir aldatıldığını bile..Bazı kadınlar bunu dışa vurur, bazıları bunu içinde saklar..Sonuçta bilirler aldatıldığını..Kadınlar herşeyi hisseder..
İşte o yazı:

BİR KADININ AŞKI

Karım 1998'in sonbaharında kaybettim... Yedi senelik evliliğimizin iki senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmiştik. Karım, her evlilik yıldönümümüzde ikimizin fotoğrafını çerçeveler,'Bunlar bizim hayatımızın gölgeleri ' derdi..

Ölmedendi, yedi tane resmimiz vardı. 97'in bir gecesinde onu aldattım. Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdiğimi ve sonsuza kadar sadık kalacağımı söylerdim. ölmeden iki hafta önce yine aynı şeyi tekrarladım. Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana ve sadece: 'Biliyorum' dedi. izmir'e kar yağdığı gün, yani bir ay önce, evdeydim. Fotoğraflarımıza bakıyordum yine... Her çerçevenin altında bir harf olduğunu ilk kez o gün fark ettim.
A.
R.
K.
A.
S.
I.
N.

Gerisi için yıllar yetmemişti. Ama sanırım 'Arkasına bak' yazmaya filan niyetlenmişti. Hemen çerçevelerin arkasına baktım. Hiçbir şey yoktu. Sonra bir şey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm. İnanabiliyor musunuz, her birinin arkasından bir Mektup çıktı!

Geçirdiğimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmıştı. 1997'deki resmimizin içinden kan, zarf ise simsiyahtı. Ve içinden şu sözler çıktı:'14 Mart 1997/Gözlerin bana başka birine dokunmuş gibi baktı/Söylemene gerek yok,biliyorum...'

2002'deyiz. Onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor.içim acıyor şimdi. çünkü kadınlar biliyor, hissediyor... seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et, çünkü; aşk sessiz, sevgi dilsizdir...

AYŞE ARMAN

-@-@-
Bu yazıyıda okumanızı tavsiye ediyorum..Aslı arkadaşımızın yazmış olduğu Yaşarken Sevilmek çok güzel bir yazı, hiç birşey için geç değil..Yaşarken duygularımızı paylaşalım.

Güzel bir hafta sonu geçirmenizi dilerim.İyi tatiller..

16 Kasım 2009

Yaşıyor Olmak İçin Yaşamak


Aynı evin içinde
İki yabancıyız biz,
Ne sarabiliyoruz birbirimizi,
Ne kopabiliyoruz.
Ne birliktelik bunun adı,
Ne ayrılık.
Yaşanmışlıklar var,
Yılların alışkanlık deyip
Omuzlarımıza yükledikleri
Hani mecburiyet gibi...

Sıyrılmak istesende olmuyor işte,
Cam sakızı gibi yapışmış
Mümkünü yok,
Tamamen kurtulmanın
Mutlaka bir izi kalıyor,
Kalacakta her zaman.
Ve herşeyin ödenecek
Bir bedeli oluyor hayatta

Ne acı
Aynı evin içinde
İki yabancı olmak
Canlarının canı yanmasın diye,
İstemediğin bir hayata katlanmak.
Umutlarını,
Hayallerini hiçe saymak
Sadece yaşıyor olmak için yaşamak..

20-07-2009
Hatice Türkmen Yurtseven

12 Kasım 2009

Bugün Bizim Doğum Günümüz

Baby's Pictures, Images and Photos

Bir yıl daha gitti ömrümüzden..Dünyaya tek olarak değil de çift olarak gelen bizim bugün doğum günümüz...12 kasım da gözlerimizi açtık, tabii ki önce ben açtım.Ama ne yazık ki tıp dalında Neslihan büyük görünüyor:))Benim için önce kim gözlerini açtıysa dünyaya o büyüktür:))Neslihan benden bir saat sonra dünyaya gelmiş..Nazlanmış azıcık:))
Birbirimize çok benzeriz,tek yumurta ikizi olduğumuz için, ama isimlerimiz benzemez.İsimlerimizin benzememesi biraz garip geliyor arkadaşlara..Aslında benim ismimi Aslıhan koyacaklarmış, sonra vazgeçmişler dedemin annesinin ismini koymuşlar.Aslıhan-Neslihan uyumlu oluyormuş.Ama ben ismimden memnunum.Mehbup deyince herkes şaşırıyor, önce bir garip bakıyorlar..Sonra biz Mehtap diyelim diyorlar..Tabii olur,bir sakıncası yok diyorum.Bir Mehbup-Mehtap olarak çağırılıyorum.Alıştım artık:)
Biz bir elmanın iki yarısıyız.Şanslı hissediyorum kendimi..Bana benzeyen birinin olması,sevincimi mutluluğu hisseden birinin olması, hem de dert ortağımın olması..Aynı duyguları yaşıyoruz, üzüldüğü zaman ben hissederim,aynı şekilde o da.. Ben hastalandığım zaman telefon da derim,kendine dikkat et..Canparçam, yarımım Neslihan doğum günümüz kutlu olsun .Birlikte nice seneler kutlarız inşallah..Seni kocaman öpüyorum,kucak dolusu sevgiler.
Not:Bayanların yaşı sorulmadığı için yaşı es geçiyorum:)Hep birlikte pastamızı yiyelim..

09 Kasım 2009

Hoşçakalın


10 Kasım sabahı "Saat Kaç?" diye sordu. Bu Atatürk’ün son sözleri oldu.Saat dokuzu beş geçiyordu. Atatürk ölmüş, onunla birlikte tarihin en büyük komutanı,devlet adamı aramızdan ayrılmıştı. Bayraklar yarıya indi. Yurtta yas ilan edildi.Her sene 10 Kasım da Büyük Önder Atamızı yurdun her köşesinde anılmaktadır.
“Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.”
''Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.''

GİDİYOR
Gidiyor, rastgelemez bir daha tarih eşine
Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine

Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla
Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla

Gidiyor, izleri üstün birikmiş yaşlar
Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar

Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi
Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meş’alesi

Yine bir devr açacakmış gibi en başta O var
Hıçkıran seste O var, sessiz akan yaşta O var

Siliyor ruhunun ulviliği fani etini
Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini

Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça
Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça

Orhan Seyfi Orhon


Hoşçakalın
Ama ilkerime mutlaka bağlı kalın...
Ben ölürsem soylu milletimizin beraber yürüdüğümüz yoldan asla ayrılmayacağına eminim; bununla gönlüm rahat!




Paşamızın sevdiği türkülerden bir tanesi:Kırmızı Gülün Alı Var -Müzeyyen Senar

müzik - kırmızı gülün alı var | izlesene.com

06 Kasım 2009

PCnet Editörlerinin Seçtiği En iyi 50 Blog



Bir bebek gibi görüyorum blogumu...12 Ocak 2009 Pazartesi saat:00:52 dünyaya gelmiş,küçük bir bebeğim var. Nasıl ki bir bebek acıkır, altını kirletir,süslersin, ciciler giydirirsin..vs. Benim blogumda öyle altını temizlediğim zaman istenmeyen yorumlar gider,acıktığı zamanda yazı,şiir koyarım, resim koyarak süslerim bebeğimi... Bebeğim bu ay bana bir mutluluk yaşattı ve sizlerle paylaşmak istiyorum.

PCnet Dergisi editorleri Turkiye'nin en iyi 50 blogunu seçti.Bu 50 blog arasında ''Bir Damla Su'' da bulunmakta.
Bu mutluluğu bana yaşatan blogumu bebeğimi çok seviyorum...Blogumun temeli atan ve kurucusu Decantee başta olmak üzere, yazarlarım Hatice Türkmen Yurtseven, Ebru-Kitaphane ve resimleriyle blogumu süsleyen Slaytyerime teşekkürlerimi sunuyorum.Bloguma yorumlarınızla renk katan siz ziyaretçilerimi unutmadım, sizlere çok ama çok teşekkür ederim..Blogumu seçen PCnet dergisi editorlerine de teşekkürlerimi sunuyorum.


Bu şarkıyı bloguma yorumlarınızla renk katan siz arkadaşlarıma,dostlarıma armağan ediyorum.Sizleri çok seviyorum.Sevgiyle kalın..

amatör - melike demirağ arkadaş | izlesene.com

04 Kasım 2009

Nefes - Helal Olsun

Facebook da gördüm, izleyince çok etkilendim,çok duygulandım..Blogumda da paylaşmak istedim.Gerçi asıl filmi izlemek nasip olmadı ama..Umarım en yakın zamanda izlerim.
Nefes filminden uyursan ölürsün.HELAL OLSUN...

sinema - fragman - nefes filminden uyursan ölürsün | izlesene.com

01 Kasım 2009

Son Dileğim



Seni düşünmekle geçiyor günlerim
Kurduğum her hayal
İçinde sen varsan güzel..
Seni çekiyorum içime,
Nefes yerine
Senden bir şeyler var
Esen rüzgarda bile
Sen yoksan ellerim bomboş
Kollarım boşluğu sarıyor senin yerine
Ve ben;
Soğuk odamda üşüyorum
Gel...,ne olur artık.
Kalan ömrümün hepsini sana verdim
Sen tanrıdan son dileğim,
Gel...,bir kerecik göreyim
Sevdiğim...Sevdiceğim
Hadi gel......


Hatice Türkmen Yurtseven

22 Ekim 2009

Mutluluk ya da Hiç



Mutluyum uzun zamandır ilk defa.......Ak güvercinler uçuyor yüreğimden sana...........Beyaza boyuyorum çevremde lekeli ne varsa .....pencerelerime bulutlardan perdeler dikiyorum...Seni bekliyorum sevgilim...Geleceğini söyledin ya…… beyaz atlı prens gibi bekliyorum seni.......Değmeyin artık benim keyfime.....Mutluyum terhisi yaklaşmış asker gibi...

Gönül bahçemi süslüyorum sevdiğin tüm çiçeklerle....Masal evimizi de öyle...Yıldızlar çakıcam çatımıza...Dolunayı ödünç isteyeceğim...... fenerimiz olsun geceleri....Seninle mehtapta sevişeceğim....Lacivert bir seten gibi örtüneceğiz geceyi çıplak bedenlerimize....Sonra eflatun sabahlara uyanacağız biraz yorgun biraz lakayt ama mutlu....Beni kuşlar gibi ellerinle besliyeceğin kahvaltı masaları düşlüyorum.....Hiç sevmediğim tatların bile en sevdiğim tatlar olacağını düşünüyorum ellerin değince....

Hayaller kuruyorum seninle….. yol hayalleri...Uzun upuzun yollar düşlüyorum uzaklara...... kimselerin bizi bulamıyacağı kadar uzaklara.....Sonra yollarda durduğumuzu...çeşmede buz gibi sularda yüzümü yıkadığımı düşünüyorum bir yol kenarında....Dudaklarımdan dudaklarınla susuzluğunu giderdiğini düşünüp ürperiyorum mutlulukla...Yanaklarıma güllerin pembesi bulaşıyor bugünlerdeki heyecanlarımda....35 yaşlarımın deli coşkusu var damarlarımda....Sana da bulaşsın istiyorum....O günler nüksetmeli…….. geçmişten kalma bir hastalık gibi…… ve hiç geçmemeli birbirimize olan sevdamızda.....Bir bakışta ateşlemeliyiz birbirimizi....Ya da bir masum dokunuşta kocaman yangınlar çıkarmalıyız…. .

Hiç "keşke" diyen cümleler kalmamalı yarınlara sevgilim...herşey doludizgin olmalı ...zembereğinden boşalmış bir saat ....gemi azıya almış bir at..... freni boşalmış bir araba gibi yaşamalıyız bu aşkı.....Doludizgin yani......

Zor ne varsa geride kalsın artık hayatımda....prenses olmak istiyorum ben senin yanında....ellerini gözlerini istiyorum sürekli üzerimde....Uyandığımda sen ya da kokun olmalı çevremde....Gölgeni hissetmeliyim gölgem gibi hep......Seni sensiz yaşamak istemiyorum ben......Hep sen olmalısın hayatımda…. hep …..hep…. hep…..

Hiçler yaşanmamalı…hiçlerimiz olmamalı….Hiç incitmemeliyiz birbirimizi hiç sevgisiz bir cümlemiz olmamalı birbirimize……Hiç bıkmamalısın benden……. derken kullanmalıyız sadece HİÇ kelimesini…
Bir de HİÇ ayrılmayacağız derken…..

Bu sabah içimden geçenler………temize de çekilmeden

Şehrazat

HİÇ sesli slaytı

14 Ekim 2009

Hatalar


Geriye dönüp
Şöyle bir bakarsın,
Bir yığın hatalarla
Dolmuştur hayatın
Çıkış yolu bulamazsın
Kaybolursun hataların içinde.
Keşkelerin,
Hiç bir faydası olmaz artık
Boşunadır
Keşkelerden medet ummalar
Ahh çekmeler,
Yerini vahh lara bırakmıştır artık
Bu karmaşalığın içinde
Kendini ararsın nerelerdeyim diye...

Hatice Türkmen Yurtseven

Kısa bir bilgi:
Bu şiirde geçmişteki yapılan hatalardan bahsediliyor, birde günümüzde artık moda oldu,insanların birbirinin hatalarını araması..Ben genelde bir hata gördüm zaman o hatanın üstünü örterim,bir şekilde düzeltirim.Ama ne yazıkki çevremdeki bir insan aşırı derece rahatsız ettiği halde hatamı aramak için o kadar çaba harcıyor ki, onun için sadece üzülüyorum..Neden aradığını az buçuk tahmin ediyorum üstünlük..Neye karşı kime karşı onu da anlamış değilim.Sonuçta hepimiz insanız..Onu kendi dünyasıyla başbaşa bırakıyorum..

Ve son nokta....


İnadına
Yoluma çıkan tüm engellere
Ben umutla bakacağım...
Hayat yoluma dikenler sersede,
Ben inadına GÜL olup açacağım..

Hatice Türkmen Yurtseven

10 Ekim 2009

Yanlızlıklar Ülkesi


Ben yanlızlıklar ülkesinin
Taçsız prensesi.
Ümitsizlik trenini bekliyorum
Yanlızlıklar ülkesine yolculuk için.
Dertler baş vezirimdi
Umursuzluk muhafızlarım.
Izdırap hancı başı,
Dadı kalfam acılar.
Karanlıklar gözcüm
Üzüntü ahçım
Gözyaşlarım kaynayan su.
Lanet etsem bağırsam
Hancı başı, vezire
Ne yazar kızsam dadı kalfaya.
Anlat dök içindekileri
En yakın dostun çile,
Doğacak sana güneş
Hele sen bir bekle.
Davet etsem sevinci
Mutluluğu saraya,
Hancı başı çevirir
Vezir sokmaz yanıma.
Aşçıya liste vermem
O bilir yemeğini,
Akşama pişirecek
En kuvvetli zehirini.
İçeçek yudum yudum
Geçeceğim kendimden.
Vücudum uyuşsada
Direnecek gücüm var,
Benim yanlızlıklar ülkesine
Bir tren biletim var.

Hatice Türkmen Yurtseven


Teşekkürler Hatice Hanım...

04 Ekim 2009

Canımmm Bloxoo




Bloxoo da acısıyla tatlısıyla 8 ay geçirdim.Geçen hafta son noktayı koydum..Geç kalınmış bir noktaydı...Hesabı kapatırken blogumunda benimle geleceği sandım,meğerse öyle değilmiş.Beni bekliyor sahipsiz, bir bakıma iyi oldu,izlemeye alamadım blogları oradan görüyorum.Bloxoo çok güzel bir yer, özellikle eski zamanları gerçekten çok güzelmiş,kızardım aslında eski denildiği zaman ama son zamanlar yaşananlar fikrimi değiştirmeme sebep oldu.

Bloxoo da çok şeyler yaşadım..Yeri geldi mutlu oldum, hüzünlendim, özel günleri kutladım, ufak tartışmalar yaşadım, yeri geldi oyunlara katıldım...En önemlisi yardım çağrılarıma cevap verildi.Yardım elini uzatan herkese teşekkür ederim.Birde oyun başlığım var, rekor kırılmaya çalışıyorlar..Gittiğim gün en çok buna üzüldüm..
abdullahkocoglu:
Dikkat edin başlık sahibinin vasiyeti var, 5 bin...
biribiri:
5 binn olsa ne olacak ki mimarı gitti :(

Uzaktan da olsa inşallah görürüm..Bu oyunuma yorum yapan herkese çok teşekkür ediyorum.

Bloxoo da en çok mutlu olduğum an günün blogu olduğum gündü,asla unutmayacağım bir gündü..



Bloxoo'nun birde görünmeyen yüzü var ki...İnsanlara yapılan saldırılar hoş değil, insanların peşlerine adam takmalar, laf sokmalar,bu laflar son zamanda boyutu değişti, avatarları kıskanıp başlık açanlar, kelime hatası arayıp insanları rencide etmeye çalışanlar (kendi kelime hataları görmekten acizler),insanlara atılan iftiralar çabası, ağa gibi dolaşanlardan tutup da insanları tehdit etmeler,cevap verince sen maşasın deyip de kendilerini kurtarma çabaları...Bir dönüp de kendilerine baksalar görecekler ne olduklarını....Bloxoo da çok kişi geldi gitti,ben ilk değil sonda olmayacağım..
Blogum hacklenecek diye de bir korkum yok,giden emeklerim olsun..Gerçek alemde olduğu gibi sanal alemde de gururum ve insanlığım yanımda...Bundan ötesi yok...

Bloxoo'yu seviyorum,çok güzel günlerim geçti...Son kez şunu söylemek istiyorum.Bloxoo da favoriye alanlar,puan verenler ve yorum yapan herkese çok ama çok teşekkür ediyorum..Saygılar...
SON

02 Ekim 2009

Açılım, Ama Hangi Açılım- Yorumsuz


NE DİYEYİM... MADEM AÇILIM.. VATANDAŞ İYİ YAZMIŞ..

Bizde Türk açılımı istiyoruz arkadaş...

-Güneydoğuda herif 30 çocuk sahibi olacak...Çalışmayıp yan gelip yatacak...
Benim maaşımdan veya küçük esnaftan %30 vergi alacaksın...SSK primim bir emekli maaşı kadar olacak...Ben bu herifin kürt bebelerine bakacağım...

TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ...!!!

-Ben bir çocuğa bakmak için deli gibi çalışacağım...Kürt yan gelip yatacak...30 tane veleti için devlet ona çocuk yardımı yapacak...

TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ...!!!

-Ben Bu kadar SSK primi ödeyeceğim...Hastanelerden zar zor faydalanacağım...Kürt bir yeşil kartla 30 tane veletine baktıracak...

TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ...!!!

-Ben sesimi yükseltsem...Eylem yapsam...Düşüncemi ifade etsem...İşçi memur yürüyüş yapıp hak arasa polisten cop ve gaz yiyeceğim..Saçlarımdan sürükleneceğim...Kürt çıkıp Türk bayrağı yakacak...Terörist bayrağı açacak...Bölünme isteyecek...Etrafı yakıp yıkacak...Polis efendi bırak saldırmayı bu itler karşısında copunu saklayıp, kuyruğunu kıstıracak...

TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ...!

-Elektrik, su ve doğalgaz borcunu geciktirsen hemen kesilen ve bir dünya faiz ödeyen...Devlet arazisine bir gecede çöküp oraya ev yapmayan...Zar zor borç harç ev alıp birde bunun takır takır
vergisini ödeyen biz...Elektriğe, suya, gaza para vermeyip bedava arazide ev kurup oturan kürt...

TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ...!!!

ULAN İ.... İ.... AYRIMCILIK YAPILIYOR DİYORSUNUZ...

EN KRAL AYRIMCILIK VE ASİMİLASYON BU ÜLKEDE BİZLERE YANİ TÜRKLERE YAPILIYOR...

İTİLİP KAKILAN... DÜŞÜNCESİNİ İFADE EDEMEYEN...EDERSE HAİN İLAN EDİLEN...İŞSİZLİK VE

KRİZLE BOĞUŞAN...HER BORCUNU DEVLETE TIKIR TIKIR ÖDEYEN...

VATANININ TEHLİKEDE OLDUĞUNU HİSSEDİP EYLEME GEÇERSE, CUMHURİYETİ KORUMA MİTİNGLERİ YAPARSA TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİ DAMGASI YİYEN...

SİSTEMİ ELEŞTİRDİĞİNDE ŞEREFSİZLİK VE NAMUSSUZLUK PAYESİ YİYEN...

TÜRKLÜĞÜ SAVUNDUĞUNDA FAŞİST DAMGASI YİYEN SİZMİSİNİZ YOKSA BİZ TÜRKLER Mİ...

ANLAMADIM BU İŞİ... BİZ Mİ BASKI GÖRÜYORUZ... SİZ Mİ...!!! SONRA DA BAŞBAKAN ÇIKIYOR AÇILIM İSTİYOR...

EVET İSTİYORUZ ...

AMA TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ...!!!

Alıntı...

Birde bu reklamı dinleyelim..
Şimdi söyleyin; Hangi Tarafımızdan Vazgeçelim ?

28 Eylül 2009

SANA SESLENİŞLERİM


Seviyorum diye haykırdığımda
İstiyorum ki
Sesim yankılanarak sana ulaşsın,
Aramızda ki tüm mesafeleri
Hatta engelleri aşsın.
Ve sesim,
Usulca yüreğine dolansın
Yüreğindeki benle kucaklaşsın.
Sesimde ki ılık nefes
Dudaklarına sıcaklığımı bıraksın
Ve bu sıcaklık
Tüm vücudunda dolaşsın
Sana haykırışımda
Bu içten ve samimi
Yürek sesini duysun kulakların
Ve gözlerin
Ufukta ki son noktada beni arasın
Umudun hiç tükenmesin,
Sana verdiğim ümitlerle yaşasın.
Seviyorum diye haykırdığımda
İstiyorum ki
Senin yüreğinde
Benim ki gibi yansın...

(Sana seslenişlerim sürüp gidecek
Ta ki yürek sesimi duyana kadar)

Rumuz:Kardelen

22 Eylül 2009

Söylence - İsak İle Mehbup


Bloglarda yaşanan sorunlardan dolayı, bloglara ziyaret edemedim. Yakaladıklarıma girdim.Baktım olmuyor,gel dedim, google mehbup yazdım,bakalım ne çıkacak.Sağolsun google amcam tüm seceremi döktü:) İlk sırada blogumu gösterdi:)) Ne var ne ne yok diye kontrol ederken izlesene.com da mehbup gördüm,şok oldum.. Bu da ne dedim merak ettim.Aklıma Kıbrıs da yaptığım gösteri geldi. ''Üsküdara Gider İken'' şarkısını arkadaşla birlikte canlandırmıştık,çok güzel olmuştu..Bu arada bir maziye gittim geldim.Anılar anılar anılar..Biri eğlence olsun diye koydu düşündüm,benim iznim olmadan koyamazlar diye düşünüyorum,çok şükür değilmiş..Peki videoda ne vardı mehbup'un arapça yazılışı vardı, ders anlatımını gösteriyordu.Mehbup'un arapçadan geldiğini biliyordum..
Mehbup isminin anlamı '' sevilen, sevilmiş ve sevgili''
Birde facebook hesabı gördüm, o benim hesap değil..Benim facebook hesabım gizli tutuluyor..Belirtiyim de yanlış kişiye mesaj atılmasın.Bu olayla önceden karşılaştığım için ufak bir bilgi vermek istedim.
Tekrar sayfalara bakarken ilginç bir şey gördüm. Küçükken bu hikayeye benzer bir hikaye duymuştum. Ama o zamanlar küçükken insan ne duymak isterse onu duyar ya..Sonra unuttum gitti.. Hikayeyi okuyunca çok üzüldüm, ben daha farklı biliyordum.Hikaye demeyeyim de bir söylence olarak karşıma çıktı.

Söylenceyi olduğu gibi yayınlıyorum..

SÖYLENCE - İSAK İLE MEHBUP
İsak ile Mehbup iki gardeş kengere gitmişler. Topladıkları kengerleri torbaya doldurup evlerine dönilermiş.Kengerleri Mehbup daşimiş.Susaduhlarında bir gözeye gidip su içerken bahmişlerki torbada kenger galmamiş. Torba delikmiş. Bütün kengerler tökülmiş.Buna çok gızan Isak Mehbup'un başına külbe ile vurmuş öldürmüş.Allahda İsakı başında külbe olan kuşa döndürmüş.Şimdi her kenger mevsimi (Mayıs ayı) kuş (isak) suçunu itiraf edip kardeşinden af dilenip Tanrıya yakarırmış. Mehbup, bepbuk, mehbup, bepbuk ...ben vurdum, ben öldürdüm.....


Ah kenger ah iki kardeşi ne hale düşürdün....!!!
Her okuduğumda bir kez daha ürperiyorum,çok acıklı çokkk....İsmiminde bir söylencesi var, ama ne yazık ki hüzün verici bir söylence...
Bu hüzünlü söylenceden kurtulalım..Biraz tebessüm edelim..

Şimdi gelelim google amcamızın diğer marifetlerine,ben derimki koz vermeyin google amcamıza hiç affetmiyor hemen yayınlıyor:))

Sen yaz, Google tahmin etsin :))



Herkese sevgilerimi gönderiyorum:)

18 Eylül 2009

Sevgi insanlara verdiğiniz sürece sevgidir...


İmam mezarlıktaki işini bitirmek üzereydi. O anda elli yıllık karısını kaybeden 78 yaşındaki adam: ' Onu ne kadar çok sevdim.' diyerek hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı. Yaşlı adamın yaşlı sesi mezarlıktaki asil sessizliği bozmuştu. Mezar başındaki diğer aile bireyleri ve dostlar şok olmuşlardı, şaşkınlık içindeydiler. Yetişkin çocukları, alı al moru mor babalarını yatıştırmaya çalıştılar:

'Tamam, baba. Seni anlıyoruz.'

Yaşlı adam gözlerini dikmiş, kazılan mezara yavaş yavaş inen tabuta bakıyordu...

İmam duasına devam etti. Törenin sonunda, aile bireylerini ölüm töreninin kapanışı olarak mezarın üstüne toprak atmaya çağırdı. Yaşlı adam hariç hepsi sırayla toprak attılar. Yaşlı adam hala: 'Onu ne kadar çok sevdim.' diye sesli sesli konuşuyordu. Kızı ve iki oğlu konuşmasını engellemek istediler, ama o devam etti: 'Onu sevmiştim!'

Kalabalık mezarlığı terk etmeye hazırlanırken, yaşlı adam gitmemekte direniyordu. Gözlerini mezara dikmiş, bakıyordu .Bir dostu yanına yaklaştı: 'Kendini nasıl hissettiğini biliyorum, ama gitme zamanı geldi. Buradan ayrılmalı ve kendimizi hayatın akışına bırakmalıyız.' dedi. Yaşlı adam çaresizlik içinde bir kez daha 'Onu ne kadar çok sevdim...' diyerek söylendi. 'Beni anlamıyorsunuz,' dedi dostuna 'ama ben bunu ona sadece bir kere söyleyebildim.'

Zil, çalmadığı sürece zil değildir .

Şarkı söylenmediği sürece şarkı değildir .

Sevgi gönlümüzde tutsak olsun diye yaratılmamıştır .

Sevgi insanlara verdiğiniz sürece sevgidir ...

HAYATA GEÇ KALMAYALIM...



Slaytyerim

13 Eylül 2009

Cezamı Çekiyorum


Senin yolunu beklemekten
Yaşamanın tadını unutmuşum
Ölü bir bedende,
Yaralı bir kalp taşıyorum yanlızca
Nakış gibi işledim ismini
Kaderim deyip ağlıyorum yokluğuna
Faydasız belki gözyaşları dökmek
Kahretmek..
Razı gelmemek bu hayata
Cezamı çekiyorumda,
Bilmiyorum oysa sucumu
Lütuf edip bağışlayan bulunmuyor
Ve...
Acıların en büyüğü başlıyor
Mazimi düşünüyorumda
Ziyan etmişim ömrüme diyorum
Oysahayallerim son buluyor
Her akşam güneş batışında...


Hatice Türkmen Yurtseven

11 Eylül 2009

Dostlarınızı Kaybetmemeniz Dileğiyle..


Güzel bir hikaye:)

Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış... Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini...
Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam,
"Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer" diye söylenmiş.
Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar,
"Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?" diye düşünmeye başlamış.
Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadam, terzinin yanına yaklaşıp,
"Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim" deyince,
"Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş" diye yanıt vermiş terzi.
Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş.
"Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?" diye soran yaşlı adam,
"Ben terziyim" yanıtını alınca
"Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın" diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi.
Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık "ünlü işadamı" diye anılır olmuş.
Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş.
Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş.
Ve başlamış anlatmaya:
"Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş.
Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona
"Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın" demiş.
Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış.
Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın..."
Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş...
Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle.......



Yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla,
Yaşlanmak hoş değil, duvarlara baka baka.
Bir dost göz arayışıyla,
Saat tıkırtısıyla...
Korkmam geçinip gideriz biz mutlulukla,
Ama;
''Günün aydın, akşamın iyi olsun'' diyen biri olmalı.
Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.

Yoksa zor değil, hiç zor değil,
Demli çayı bardakta karıştırıp,
Bir başına yudumlamak doyasıya.
Ama ''Çaya kaç şeker alırsın?''
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

CAN YÜCEL

Gözler arasındaki ilişkiyi biliyor musun? Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. Buna rağmen asla birbirlerini görmezler. Arkadaşlık bunun gibi olmalı. Arkadaşsız hayat cehennem gibidir.
Sevgilerimle

Bu hikayeyi bana gönderen yazarım Hatice Hanıma çok teşekkür ederim..

10 Eylül 2009

Habertux.com Logo Tasarım Yarışması!


Habertux.com değişiyor. Kullandığımız sistemin zorlukları ve uyumsuzlukları nedeniyle, portalımızın alt yapısında köklü bir değişime gidiyoruz. Bu sürece sizleri de ortak etmek için bir logo tasarım yarışması düzenledik.


Çok daha basit ve göze daha hoş gelen bir yapıya sahip olan Wordpress için, hazırlıklarımızı başlattık.

Bu bağlamda siz de bir iz bırakmak istiyorsanız, logo tasarım yarışmamıza katılabilirsiniz. Gönüllülük esasına dayanan portalımızda, portalımızı temsil edecek bir logoya ihtiyaç duymaktayız.



Bu logoyu kendimiz çizip sizin önünüze sunmaktansa, sizlerin izini taşımasını istedik.

Yarışmada, 10 günlük eser tasarım süresi ve yine 10 günlük bir oylama süresi olacak. Yarışma sonunda birinci seçilen eser sahibine, bir de küçük ödülümüz olacak.

Yarışma detayları:


11-21 Eylül 2009 - Eserlerin toplanması

21-30 Eylül 2009 - Eserlerin oylanması

1 Ekim 2009 - Sonuçların açıklanması



Ölçüler ; 329 (genişlik) px x 89 (uzunluk) px.

Tür ; jpg, jpeg, gif, png


Eserlerinizi iletisim[at]habertux[dot]com adresine gönderebilirsiniz. Eser sınırlaması yoktur, istediğiniz kadar eserle katılabilirsiniz.



Konu ile ilgili soru veya sorunlarınızı buradan iletebilirsiniz.

Habertux.com


Blogumda bu haberi yayınlamaktan gurur duyuyorum.Logo tasarımlarınızı görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.Çok güzel bir etkinlik, keşke bilebilsem bende katılırdım.Ama en azından blogumda yayınlayarak sizlere ulaştırabilirim.Bana bu izni veren Habertux.com teşekkürlerimi sunuyorum.Benim gibi bilmeyen arkadaşlar olursa en azından bloglarında yayınlayarak,tasarımcı arkadaşlara ulaştırabiliriz. Saygılar.

09 Eylül 2009

8 Gülümüz


Siirt-Eruh ve Hakkari Çukurca'da çıkan çatışmalarda 8 asker şehit oldu, 3 yaralı var.
Hepimizin başı sağolsun.Vatanımızı bölmek istiyenler, gene boş durmadılar.8 gülümüzü şehit ettiler.

Bugün de boş durmadılar.Van’ın Başkale ilçesinde mayın patlaması sonucu 2 asker şehit oldu, 7 asker yaralandı. Hakkari'deki operasyonlarda ise 1 asker yaralandı.

Barıştan yanayız diye bas bas bağıranlar, açılımı destekleyenlerde görsünler.Açılım dedikleri bu olmalı yada barış dedikleri bu olmalı ki biz şehit vermeye devam ediyoruz.Eşlerimizi, evlatlarımızı ve canımızı bu vatan için veririz..
HEPİMİZ MEHMETÇİĞİZ

Haberin devamı için:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12439005.asp?gid=229

Hayatını kaybeden tüm şehitlerimizin ailelerine ve Türk Ulusumuzun başı sağolsun. Şehit ailelerine ve yakınlarına Allah sabır versin.Vatan sizinle gurur duyuyor.



Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927


Resimler için Slaytyerime teşekkürler..

Seninle Yaşamak Vardı (...)


Bambaşka bir şehirde
Yepyeni bir hayata
Başlamak vardı seninle..
Herşeyden
Herkezden uzak,
Sana ve hayallere yakın.
Nerde olduğu,
Neresi olduğu hiç önemli değil.
Sen olmalıydın yanımda
Ve seninle kurduğumuz
Sonsuz,
Sınırsız hayallerimiz olmalıydı.
Küçüçük ama
Saray gibi evimiz,
Bahçesinde
Rengarenk yediverenlerimiz,
Kışın ortasında kardelenlerimiz,
Ve çoçukların
Sesleri gelmeliydi kulağımıza
İçimizi hoş eden..

Hep gözlerimin içine bakmalıydın sen
Ben se tüm sevda şiirlerini
Yanlızca sana yazmalıydım.
Ve sana söylemeliydim
En güzel şarkıları...

Eğer mümkün olsa,
Herşeyi bir kenara bırakıp
Bambaşka bir şehirde
Yepyeni bir hayata
Başlamak vardı seninle...

Hatice Türkmen Yurtseven

07 Eylül 2009

Ödülüm.


Değerli blog arkadaşlarım Herbirşey, Bilgibankan, Mrlonely, Nuraykaya, Blackday beni bu ödüle layık görmüşler, teşekkür ediyorum..Sevgilerimi ve saygılarımı gönderiyorum.

Ödülün Kuralları:

1-Sizi ödüllendirene teşekkür edin.
2- Sizi ödüllendirenin blog linkini yayınlayın.
3- Ödülün logosunu yayınlayın
4- 7 yaratıcı blogeri ödüllendirin.
5- Bu 7 bloğun linklerini yayınlayın.
6-Ödüllendirdiklerinizi bundan haberdar edin.
7- Kendiniz hakkında 7 ilginç şey yazın.

Kendim için şunu söylemek istiyorum.Bu söz herşeyi anlatıyor:

Dost dediğin; seni sevmeli... Sarılınacak biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı... Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile dayanmalı... Dost dediğin; fanatik olmalı, bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli... Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, Ve ağladığında seninle ağlamalı... Ama hepsinden daha çok; Dost matematiksel olmalı Sevinci çarpmalı... Üzüntüyü bölmeli... Geçmişi çıkarmalı... Yarını toplamalı... Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı... Ve her zaman Bütün parçalardan daha büyük olmalı... İşi bitince seni bir tarafa atmamalı.
Ben iyi bir dosttum.

Ödülü bütün blog arkadaşlara gönderiyorum..Hepinize sevgilerimi gönderiyorum.

03 Eylül 2009

Sizin Değerleriniz Nelerdir:)


Öncellikle bir hikaye anlatacağım.Bu hikayeye göre en haklıdan en haksıza doğru sıralamanızı istiyorum.Bu sizin neye değer verdiğinizi gösterecek.

Hikayemiz:
Ali, Öğretmen,Mehmet ve Ayşe farklı köyde oturuyorlar.

Ali ve Ayşe birbirlerini çok seviyorlar,buna karşın Mehmet ve Öğretmende Ayşe'yi seviyorlar.Ali ve Ayşe anlaşıyorlar ve bir gün,Alinin ailesi Ayşeyi istemeye gidiyor.Fakat Ayşenin ailesi kabul etmiyor.


Ayşe de sevgisi için yağmurlu bir gün Ali'ye kaçmaya karar veriyor.
Sandalcıya gdiyor, olanları anlatıyor.Sandalcıda karşılığında bir şey istiyor.Ayşede üstündekilerden başka birşey olmadığı için, kıyafetlerini çıkartıp sandalcıya veriyor.Sandalcıda Ayşe'yi karşıya geçiriyor.

Ali, Ayşe'yi çıplak görünce Ayşe'ye inanmıyor.Ayşe de geri dönemeyince Mehmet'e gidiyor.
Mehmet ise önce Ali'ye gittiğini düşünerek Ayşeyi istemiyor.
Ayşe ise son çare olarak Öğretmene gidiyor.Öğretmen Ayşe'yi kabul ediyor ve evleniyor,mutlu mesut bir şekilde yaşıyorlar.

Sizden istediğim buradaki kişileri en haklıdan en haksıza doğru sıralamanızı istiyorum.
Kişiler: Ali, Ayşe, Sandal, Mehmet, Öğretmen...
Hadi bakalım.Aklınıza ilk gelen kişiden başlayın yazmaya,beş kişiyi de sıralayın.Yazdıktan sonra devam edin.

1.ALİ: Gelenekleri temsil ediyor. Çünkü töre ve geleneklere göre hareket etmiştir.
2.AYŞE:Aşkı temsil ediyor.Aşkı ve sevgisi için herşeyi göze almıştır.
3.SANDALCI:Parayı temsil ediyor.Karşılığında bir şey istemiştir.
4.MEHMET:Gururu temsil ediyor.Çünkü önce Ali'ye gittiği için gurur yapmıştır.
5.ÖĞRETMEN:Mantığı temsil eder.Çünkü mantıklı düşünmüştür,sevgisine sahip çıkmıştır.
Değerleriniz doğru mu?

30 Ağustos 2009

İçimdeki kadınlar yada ''Ben''ler...???


Sevgili Mervem ve Benay içimdeki kadınlar ve benler konusunda mimlemişler.Bizede cevap vermek düşer:)

Mehbup
yanlış zamanda dünyaya gelmiş yada hiç gelmeseydim diyecek biri:)

Mehbup yalnızlığı çok seven, etrafında insanlar bile olsa o hala yalnız biridir..

Mehbup çok duygusaldır, etrafına yansıtmamaya çalışır.Duygusallığını gizler.Hep mantıklı görünmeye çalışır.Mantıklı hareket etmek onun prensibi olmuş..

Mehbup çok hemde çok kıskançtır,sevdiklerini çok kıskanır erkek kız farketmez sevgisini kazanan herkesi kıskanır..Birazda akrep burcunun özelliği taşıdığındandır..Sevmez bu huyunu ama yapabilecek birşey yok..

Mehbup kincidir, kin tutar.Huyu kurusun bu huyunuda sevmez.Düşmanı olmamak lazımmış.Haksızlığa asla tahammülü yoktur, hemen savunma moduna geçer, işte o zaman korkulur. Yalanı hiç sevmez.Yalan söyleyen kim olursa olsun onu bir kalemde siler.Doğruyu söyle içim acısın ama yeterki doğru olsun...!!!

Mehbup çok güvenir, bu yüzden hep acı çeker.İnsanları kendimiz gibi görmemek lazım der, her seferinde aynı hatayı yapar..Herşeyi bilir,görür ve susar..

Mehbup arkadaşlığa ve dostluğa çok değer verir.Dostları ve arkadaşları için elinden gelen herşeyi yapar..Kimseyi kırmak ve incitmek istemez,elinden geldiğince yardım etmeyi sever.

Mehbup içine kapanıktır, yaşadıkları hep içinde kalır, sevincini, mutluluğunu, hüznünü ve acısını içinde yaşar..Çünkü onun özelidir, kolay kolay kimseyle paylaşmaz.

Mehbup birde çok iyide sır tutar, sırdaştır.Bazen o sırları taşımakta zorlanır ama ona emanettir.Emanete asla ihanet etmez..

Mehbup isminin anlamı '' sevilen, sevilmiş ve sevgili'' burada belirtiyim,bazı arkadaşlar anlamı öğrenmek istiyorlar,en azından bunuda aradan çıkarmış olurum...

Bu içimdeki kadınların biteceği yok, ben burada nokta koyayım:)

İçimdeki kadınları içimdeki erkekler diye çevirsem bizim çok değerli arkadaşımız İnsan Sevgisine göndersem olur demi arkadaşlar.Hep bayanları dinledik.Birde erkeklerin içindeki erkekleri öğrenelim.
Herkese Sevgiler:)

29 Ağustos 2009

Fark Etmedin Ateşimi




Fikrim: Bazen bazı şeyleri elde edemeyiz.Boşa kürek çekeriz.Emeklerimiz, çabalarımız boşa gider..
Birine kendini farkettirmek bu kadar zor mu..?? Sevmiyorsa zordur...!!
Belki bir gün sende birini farketmemişsindir,o da şimdi sende olduğu gibi aynı duyguları yaşamıştır...
Seviyorsa peşinden git, sevmiyorsa bırak gitsin...!!! Tek kişilik aşk olmuyor...

Fark Etmedin Ateşimi

Sağanaklı gecelerde sen vardın,
Şimdi yanlızım..sensizim
Uyuyamam
Çünkü uyku haram edildi gözlerime
İşte böyle gecelerde
Sensizliğin acısıyla kavruldum
Duman oldum....
Ateş oldum...
Köz oldum...
Küllerimi savurdu sana rüzgarlar
Sense fark etmedin ateşimi,
Belkide görmek istemedin
Ateşimden yananlar,
Dumanımdan boğulanlar oldu
Oysa ki seni,
Seni hiç etkileyemedi
Ne ateşim...
Ne dumanım...
Ne külüm,
Nede gönül bahçemdeki
Tomurcuk gülüm,
Yazık...beyhude dolaşmışım peşinde...

Hatice Türkmen Yurtseven

28 Ağustos 2009

LÖSEV İYİLİKLER ÇARŞISI İÇİN ACİL YARDIM!.

Bugün blogları gezerken değerli blog arkadaşım İçimdeki yolculuğun yazısını görünce bende blogumda yer vermek istedim.Benimde bir katkım olsun.Olduğu gibi yazıyı aktarıyorum..

LÖSEV İYİLİKLER ÇARŞISI İÇİN ACİL YARDIM!.

6 Eylül Pazar günü Cam Piramit’te, binlerce lösemili çocuğumuz ve ailesinin gıdadan temizliğe, beyaz eşyadan mobilyaya, kıyafetten kırtasiyeye kadar pek çok ihtiyacını karşılayabileceği ‘LÖSEV İYİLİKLER ÇARŞISI’ için acilen 1.el OYUNCAK, KÜÇÜK EV ALETLERİ, HALI ve HER YAŞTA HER CİNSTE AYAKKABI ihtiyacımız vardır.

vakıf için buraya lösev lösemili çocuklar vakfı
iletişim için esen ergörün 0312-447-06-60 dahili 210

sadece 1hatfa kaldı sesimizi duyuralım...



NOT: Bağış yaparak destek olan firmalara bağışları karşılığında LÖSEV Bağış Makbuzu iletilmektedir. Bu sayede bağışçı firmalar, bağışlarının % 100’ünü vergilerinden düşebilmektedirler.

26 Ağustos 2009

OLACAKSA BÖYLE EŞ OLMALI...‏


İnsanın eşi olmalı, bakarken yüreğinin kabardığı,
gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...aşık olduğu bir eşi olmalı!

Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp, şükürler etmeli Yaradana. Koklamalı saçlarını. Uyuyan eşine şefkatle bakıp, usulca dokunmalı yüzüne, varlığını hissedebilmek için. Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla. Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...kramplar girmeli midesine, onsuzluk aklına geldikçe!

Rüzgar onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini. Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için. Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği. Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi. Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi. Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli. Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.

Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu...vs. Güven duymalı, herşeyiyle. Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak. Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı...Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da...

Bir eşi olmalı insanın! ! !

Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye başlamalı. Seni şimdiden özledim! ! !

Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla. Gözleri yollarda kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı...aşkla karşılamalı, hasretle sarılmalı boynuna, özlemle koklayıp, öpmeli, yıllarca uzak kalmışcasına! Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın, bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında. Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı, daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli. Mutluluk saçmalı etrafına.

Bir eşi olmalı insanın, cennetten köşe almışcasına sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı, çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı! ! !

Derleyen RUMUZ:Kardelen

Kardelene çok teşekkür ediyorum, bu yazıyı bana gönderdiğinde tam insanın hayalindeki eş dedim..Dilerim herkes hayalindeki eşe kavuşur..Yazıda anlatılanlar gibi bir eşe sahip olur.Mutlu bir yuvanın temelidir,eşlerin birbirine olan duyguları,sevgileri,paylaşımları..Tekrar teşekkürler Kardelen..
Herkesin aradığı aşkı,sevgilisini ve eşini bulması dileğiyle..
Sevgi ve sağlıcakla kalın:)

24 Ağustos 2009

Ödülüm:))



Sevgili, Işıl ışıl hüzün tarafından ödüllendirildim teşekkür ediyorum:))

1-Sizi ödüllendirene teşekkür edin.


2- Sizi ödüllendirenin blog linkini yayınlayın.


3- Ödülün logosunu yayınlayın


4- 7 yaratıcı blogeri ödüllendirin.


5- Bu 7 bloğun linklerini yayınlayın.


6-Ödüllendirdiklerinizi bundan haberdar edin.


7- Kendiniz hakkında 7 ilginç şey yazın.



hımm 7 ilginç şey:))
Şu an aklıma birşey gelmiyor.Yalnız şu var,arkadaşlarla msn den görüşürken gülen yüz ifadesi :) gönderdiklerinde bir garip olurum.O yüz ifadesinin bana hep sahte geldiğini düşünürüm.Sahte gülücük derim.Karşımdakinin de sahte olduğunu düşünürüm.Çok kötü bir şey ya...

Aslında herkes, bütün blogcular bu ödülü hakkediyor,dilerim bu zincir halinde bütün blogculara ulaşır..

1.Dexter_fernando

2.Sinemahşer

3.Cansudere

4.Fikrinne

5.Zeynep'in Güncesi

6.Girl in a Box

7.Aktifmutfak
Herkese sevgilerimi gönderiyorum:))

21 Ağustos 2009

Aldım Pası..''Mim''

Sevgili Mervem mimlemiş, pası attı,bende yakaladım:)

En sevdiğiniz blogger: Decantee

Beni blog deryasına atan ve benim her yardımıma koşan ve pc ile tanıştığımda ilk üye olduğum site olması ve ilk göz ağrım.. Decantee, her şey için teşekkürler...Saygılar..



En sevdiğim yer: Denize kıyısı olsunda:)
Seviyorum denizi, bana huzur veriyor.Kıbrıs benim için çok özel,3 sene kaldım oranın denizini başka hiçbir yerde görmedim..



En sevdiğim aksesuar: Kolye



En sevdiğin hayvan: martı, özgürdür benim için:)



En sevdiğim içecek çay:)




En sevdiğim tatlı: fıstıklı sarma:) Dedemden kalma bir özellik, ırsi olabiliyormuş:)))



En sevdiğim yemek: iskender:)



En sevdiğim film: Hayalet.. Harika ,kaç defa izlediğim ben bile sayısını unuttum:)



En sevdiğim pc programı: pc ye format atınca sevdğim bütün programlar gitti..En son bunu kullanıyorum AIMP 2 :)

En sevdiğim tv programı: şu an yok:)

En sevdiğim renk: pembe:)

En sevdiğim çizgifilm:karakteri şirine:))

En sevdiğim yazar: Necip Fazıl Kısakürek..

Dayan Kalbim

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!
Necip Fazıl Kısakürek..

Değerli blog arkadaşım Mervem'e mim için teşekkürler..

Paslıyorum; şu an tatilde olan ve tatil dönüşü mimlerle devam etsinler diyorum:)
İnsan Sevgisi ve Kitaphanem'e pası attım:)

Son olarak yazısını gördüğüm Sinemahşer son pasım senindir:))

20 Ağustos 2009

Hoşgeldin Ramazan


"Size bereket ayı Ramazan geldi. Bu ayda Allah sizi kuşatıp rahmetini indirir. Günahları bağışlayıp, duaları kabul eder. Allah bu ayda sizin hayır hususunda yarışmanıza bakar ve sizinle meleklerine karşı iftihar eder. Allah'a hayır ameller takdim ediniz." (hadis-i şerif)

“Cennet seneden seneye, Ramazan ayı için süslenir. Ve şöyle der: -Allah’ım bizim için bu ayda kullarından bizde kalacak insanlar kıl.''(hadis-i şerif)

''Ramazan-ı Şerifiniz Mübarek Olsun.''

16 Ağustos 2009

Birazcık Gülelim:)


Hüzün kokan bloguma bugün neşe katayım dedim,pazar keyfi veye pazar neşesi de olabilir.Birazcık gülelim, şunu belirtmek istiyorum, bazı kelimelerden dolayı hepinizin affınıza sığınırım.


Tabu Oyunu Biraz Gülelim
Tabu oyununu bilirsiniz. Hani bir kelimeyi anlatırsınız ama o kelimeyi ve eş anlamlı kelimelerini söylemeden anlatmaya çalışırsınız. İşte bu oyunda bu kuralla ortaya çıkan ilginç anlatımlar ve cevaplar:

Kelime: DERGÂH

- Hani böyle insanlar ulvi bir amaç için bir araya gelir aynı mekânda ?
- Grup seks !
- Çarpılırsın valla !
- Anladım. Trafo!

Kelime: TELEPATİ

- Hani ben sana bir şeyi anlatmaya çalışıyorum ama sözle değil?
- ?
- Beyin dalgalarıyla falan...
- İhihih neydiiii. Teletabi..!
- Tamam, Tele'si kalsın. Kedilerin eline ne denir?
- Buldum Telepençe
- Offf beee bi kere de bil be...

Kelime: TİMSAH

- Abi bööle hani Kertenkele nedir ?
- Hayvan
- Ne cins bi hayvan ?
- Sürüngen
- Ok abi bu kertenkelenin birkaç beden büyüğü?
- Ejderha !
(yuhhh)

Kelime: KRAMP

Anlatan: Hani futbolculara girer ?
Dinleyen: Krampon
(Gülme sesleri kesildiğinde süre çoktan bitmiş)

Kelime: MISIR

Kız: - Keops nerde??
Çocuk: - Etiler!!
Kız: - Allah cezanı versin ....

Kelime: OKUL

- Biz nereye gideriz her gün ?
- Bara... Diskoya... Sinemaya.. Cafeye...Bowlinge.. Alışverişe...gezmeye.. Ay olmuyo bööle başka şekilde anlat.
- Ailemiz bizi nereye gidiyo biliyor ?
- Haaa Okulaaa

Kelime: KÖPEKBALIĞI

- Denizde ne olur?
- Dalgaa!
- Hayır ya öyle diil hani karada da var hav hav eder?
- Ha Köpek
- Onun denizde olanı ?
- Deniz Köpeği !

Kelime: KADINBUDU

- Olm sen nesin?
- Erkek!
- Evet.Tersi ?
- Kadın !
- Onun yeneni ?
- Çıtır !

Kelime: DİZ

- Pantolonu nereye giyeriz?
- Bacağa?
- Hah. Bacaklarımızın ortasında ne vardır?
- Oha!

mail

 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys