29 Mayıs 2009

En Büyük Aşk


Sevinçler yaşar insan bazan
Sanırsın ki,
En mutlu olduğun an budur.
Ayakların kesilir ya yerden
İşte bundan daha büyük
Bir mutluluk yoktur...

Hiç bitmiyecek sanırsın,
Hayal denizinde
Sonsuza kadar yüzecek
İmkansız ne varsa ulaşıcam sanırsın
En büyük aşkı sen yaşıyorsundur şu an

Sonrası...
Hüzünler yaşarsın bazan
Acıtır içini anlatamazsın
Kendinle hesaplaşırsın
Kavga edersin benliğinle
Hüzünler güzeldir,
İnceden sızlatır içini
Gözyaşların bulur bir yolunu
Gamzelerine doğru akmaya

Sonrası..
Acılar yaşarsın bazan
Sebepsiz
Hiç ama hiç hak etmediğin
Sen olmaktan çıkarsın adeta
Yakar seni bu acılar
Hayal denizinde kurumuş,
Çoktan suyu çekilmiştir artık

İşte en büyük aşktır
Bunları sana yaşatan...

Hatice Türkmen Yurtseven

27 Mayıs 2009

SON BAŞLANGICIM SEN OLSAN



Her tercih bir kaybediştir

Ve her kaybediş, bir başlangıç...

Seni seçmiş olduğum şu günlerin anlatılmaz huzurunu yaşıyorum içimde. Eşsin yüreğime!

Gün be gün çoğalıyorum. Çiçek çiçek açıp, mis oluyorum. Gönderdiğim rüzgarla seni çağırıyor kokum. Sevdan başlangıcım olsun istiyorum, sonra ardından üç nokta (...) koymak. Bir kez daha görüyorum aynalarda parladığını gözlerimin ve yansımamı tüm gülen gözlerde, sen bilmesen de. Öyle doymuştum ki hüzne, uzun zaman oldu, değişti mevsimler, özlemişim...

Geceleri dörtgözle bekleyip, yalnızlığımı kovuyorum odamdan, seninle kalıyorum. Anlayacağın, korkmuyorum karanlıktan. Ya da oturup ayın üzerine, izliyorum seni, senden habersiz. Asırlar geçme doymazmışım gibi geliyor. Gündüzler hiç gelmesin istiyorum. Döküyorum yapraklarımı, insanları kovamıyorum. Sensizim!

Zaman, eski zaman değil. Saklamaya lüzum yok ellerimin titrediğini, tutmadığını dizlerimin. Yüreğimi saklamaya lüzum yok. Gün gibi aşikar her şey. Gönlümde bir bayram havası, uçurduğum rengarenk balonları tutamıyor kimse. Herkes anlıyor, senden başka. Neyim var ki utanılacak? Hiç! Ne mutlu bana.

Bildiğim ve bilmediğim kayıplarımın ardından üzülmediğime şaşmamak lazım. Hem öyle tokum ki acıya, acıyan yerlerimi çoktan kesip attım. Seninle yeniden yer bulmayacak nasılsa. Her şeyin başı inanmak değil mi? İnanıyorum buna.

Başlangıç mı? Çok güzeldir hep. En güzel üç noktası (...) hayatın. Son başlangıcım olsan sen, keşke!

Kaynak:http://www.sevda.tk/

25 Mayıs 2009

Hayat Yokuşu



Ben;
Hayat denen bu yolun
yokuşunu tırmanma çabasından
Bir vaz geçiyorum,
Bir ümitleniyorum.
Ümidin sonu boş bir heves
Bunu bilmiyor genç taze ömrüm
Ve acı çekmekten
Yorulan gönlüm...
Yılların verdiği ızdırabı unutturacak,
Ve bir nebze
Umut verecek.
Hayat yokuşuna
Kaldığı yerden devam edecek
Artık, dinlenecek bir köşe arıyor
Biçare gönlüm.

Hatice Türkmen Yurtseven

24 Mayıs 2009

merhaba


bir kaç gün önce kendi isteğimle burada yazar olmayı rica ettim sevgili arkadaşımdan. o da sağolsun, kırmadı beni. aklımda birçok şey vardı buraya yazmaya başlamadan önce. ama yazarlığı aldıktan sonra heyecandan mıdır, ilerleyen yaşın vermiş olduğu unutkanlıktan mıdır bilinmez ama, hepsi tek tek uçtu gitti. ilk yazımı sevgili arkadaşıma yazmak istiyorum. belki de bu dünyada herşeyin bir sebebi varsa, unutmamın da sebebi bu yazının yazılması gerektiğindendir:))

yüzünü bile görmediğiniz bir insanı ne kadar sevebilir, ne kadar önemseyebilirsiniz hayatınızda? ya da hayatınızın bir parçası olarak kabul edebilirsiniz? sadece bir kaç ay önce, sevgili calculus'un sitesinde tanıdım kendisini, peşinden de neslihan'ı. bu arada her ne kadar ikiziz deseler de ben gülnaz'ı da burada değinmeden geçmek istemiyorum. benim gözümde onlar üçüz.:))

nerede kalmıştım? bir anda hayatıma giren bu insanlar, hayatımın bir parçası, bazı zamanlar günümü en çok paylaştığım kişiler oldu zamanla. hepsini çok sevdim, hepsini olmayan kız kardeşim gibi benimsedim. eşlerimizin meslektaş olmasından mıdır sebebi bilemem ama mehbup'la çok iyi anlaştım. belki de birbirimizi anlamamızın, sorunlarımızın, mutluluklarımızın sadeliği ve birbirine benzerliğinin en büyük sebebi buydu. birçok il gezdik, birçok arkadaş edindik ama kader bizi burada karşı karşıya getirdi. her zaman derdim ki internetten ne kadar arkadaşlık kurulabilir. ne kadar samimiyet sağlanabilir? ama oluyormuş. canım sıkkın olduğunda, ya da mutluluktan yerimde duramadığımda, msn'i açtığımda biliyorum ki birileri mutlaka var paylaşabilmek için. bir "smiley" yetiyor o anki ruh halimizi anlatmaya. yasemin arkadaşım ile yüzyüze konuşup, tanışabilme şansını yakaladım. inşallah bu fırsatı ankara tayfası ile de yakalarım bir gün:)

iyi ki varsınız, iyi ki hayatımdasınız. hepinizi seviyorum, takdir ediyorum. ama hepsinden önce saygı duyuyorum.

23 Mayıs 2009

Günün Blogu - Hayal Gibi



Sevgili blog arkadaşlarım, bugünün mutluğunu sizlerle paylaşmak istedim.Bloxoo editörleri tarafından bugünün ''Günün Blogu'' seçildim..Hayal gibi geliyor,inanamıyorum.Bu haberi bana veren Neslihan[ikizim]: http://neslihan75.blogspot.com/, msn den bana haber verince (sensin sensin) bu arada heyecandan i yerine , vardı..Neslihan bu güzel haberi senden aldığım için çok mutluyum, çok teşekkür ederim.
Blog nedir bilmiyordum.Bu konuda bana yardımcı olan,blogun nasıl olacağını anlatan ve her zaman zor durumda kaldığım zaman yardımıma koşan, blogumun temelini atan Sevgili Calculus:http://odaoyunlari724.com/ çok teşekkür ederim.
Son bir buçuk aydır gene benim yardımıma koşan ve yardım elimi boş çevirmeyen, iyilik sever blog arkadaşım Sevgili Blackday:http://tambirblog.blogspot.com/ çok teşekkür ederim.
Blguma resimleriyle renk katan Slaytyerime:http://www.slaytyerim.com/ çok teşekkür ederim.
Yazarım Hatice Türkmen Yurtseven ve üç gün önce blogumda yazar olarak katılan Ebrum:http://www.kitaphane724.com/ çok teşekkür ederim.Ebrum bana uğur getirdin,teşekkür ederim..
Neslihan bana yeni söyledi,temamı değiştirdiğim zaman, benden gizli gizli olarak temamla ilgili sorun olmadığını, bana gizli olarak yardım eden Volkan:http://www.volkankucuk.org/ çok teşekkür ederim.Kardeş böyle olması gerekiyor,arkamı kolluyor.Sağol Neslihan:)
En son olarak sizlere beni yalnız bırakmayıp,yorumlarınızla bloguma ayrı ayrı renk katan siz blog arkadaşlarıma çok çok çok teşekkür ederim..
BU GÜLLER SİZLER İÇİN....


22 Mayıs 2009

SESSİZ ÇIĞLIĞIM


Blogumla ilgili geçen günlerde yorumlar aldım.Blogunuz hüzün kokuyor,denildi...Bende çok düşündüm,inceledim.Baktım doğru.Blogum hüzün kokuyor..Neden dedim acaba..Cevabını benden başkası bilemez ki..Sebebini açıklıyorum; insanların, arkadaşlarımın beni kırması ve benim bu olaylara sessiz kalmam,bloguma yansıyor.Bu da benim SESSİZ ÇIĞLIĞIM oluyor.Bloguma hep hüzünlü yazılar ve şiirler koyuyordum, koyduğum her yazıda ve şiirde benden bir parça var.İsim vermemek için genel anlamda insanlar diyorum.Beni üzenlere, kıranlara çok güzel cevaplar veririm, ama işte vermiyorum,içime atıyorum.O da birike birike bir yerde patlıyor.Umarım kimse incinmez..Bundan sonra değer verene değer vereceğim..İnsanlara hakketdiklerinden fazla değer vermeme kararı aldım..Doğru kararı aldığımı dün anladım..Keşke önce anlasaydım.Bu da benim insanlara çok güvenmem ve de benim ayıbım..
Blogum benim sessiz çığlığım, beni yansitiyor, acımı, hüznümü, sevgimi, özlemlerimi, hayallerimi görüyorum blogumda....Kendim yazmıyorum ama koyduğum yazılarda benden bir parça var..Artık arada bir duygularımı paylaşacağım..(insan rahatlıyor)
Herkese sevgi dolu bir gün diliyorum..Benim yaptığım hataya düşmeyin,hakkınızı savunun,ezilen siz olmayın.. Sevgilerimle..

20 Mayıs 2009

BIRAKIPTA GİDENE-- ÖLÜM


Burnu bir karış havada, gözü yükseklerdeydi ben onu sevdiğimde.
Hele hele benim aşkımı yerden yere vurup, nasıl kırmıştı kalbimi zalim.
Dudaklarından dökülen acı sözleri; öyle ki, bugün bile unutamadım.
Ne tebessümdü o, zehirden beter.
Her olayda içim paramparça, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olurdu.
Yorgun düşerdim onsuz geçen, onunla dolu, koyu siyah gecelerden.
Pişmanlıktan kendime lanetler eder,
Sevgimi söylediğim günü düşündükçe,
Kaleme sarılıp yazardım ona nefretin aşkla kucaklaştığı o uzun mısralarımı.
Derdim ki; alın yazımdı, onbeşimin çocuksu aşkıydı.
Nasıl da gülerdi canı istedi mi...
En anlamlı bakışlarıyla önce ümitlendirir,
Ardından bir uçurumun kenarına yapayalnız bırakır giderdi.
Ben çaresiz, ben yorgun, ben bıkkın bu sevdadan.
Ah bilirdi o insafsız, diri diri yanardım o böyle yaptıkça...
Şubatın buz gibi kasvetli soğuğunda; onda ne bulduğumu bugün bile bilemem.
Ama o günlerde hayatımın amacı, varolma gibi gelirdi bana.
Çocukluk mu, yoksa gençliğimin safça tutkusu muydu bu kölesiye bağlanış,
İçten içe kopan fırtınalar, bu delice yakarış?
Kimbilir, belki de sevilmeye muhtaç bir kalbin bitmek bilmeyen kaprisi...
Ondan hiçbir şey istememiştim.
Sadece sevgi...
Evet, şimdi yıllar sonra ben, onu düşünüyorum ilk defa kucağımda resimler, hatıralarla.
Hava yine soğuk, yine kasvetli gözleri gözlerimde yine sevgi, derin yüreğimde.
Unuttum sanırdım, meğer aldanmışım, ağladım saatlerce.
Bu onun "ölüm yıldönümü"dür.
17'sinde toprakla kucaklaşan, o zalimin hikayesidir anlatılan.
Bir melodidir kırık, umutsuz...
Doldururken sensizlik o an odayı gönlüm hala boş, kafam yine dumanlı.
Bir feryat yankılanmıştı acı dolu tam 15 yıl önce bugün bomboş kırlarda.
Deli gibi koştum sınıfa, sırası boştu.
Benim kadar çaresizdi her köşe.
Kendi kendime konuşarak yaklaştım sırasına;
"Sen ölemezsin; canımsın, sevgimsin, emelimsin...
Dileğince nefret et, alay et duygularımla ..
Kızmam sana ...
Ama ne olur bir yalan olsun, acı bir şaka.
Evet, evet beni üzmek için yapıyorsun.
Herşeyini özledim...
Allahım son defa göreyim yeter bana"
Bu sensiz yakarış defalarca sürmüştü...
ta ki, ölümün o sinsi kokusunu içimde duyana kadar.
Hıçkıra hıçkıra ağladım, sıraya kazıdığın ismini öptüm.
Sonra, ona ait birşeyler bulmak için aradım her köşeyi...
Yalnızca buruşturulmuş bir sayfa, rengi solmuş.
Yazı, onun yazısı.
Bir mektuptu, özenilerek yazılmış, belki de çok emek verilmiş her satırına...
Çok şaşırdım, mektup bana hitabendi.
Korkakça, kaybolmasından korkarak,
Acıyla okudum her cümleyi kalbimde büyüyen bir özlemle...
Hele hele o ilk satırı...
Öyle ki, bugün bile unutamam, okudukça ağlarım.
"İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş bir tanem, AFFET BENİ !!!..."

Kaynak:http://www.sevda.tk/

19 Mayıs 2009

Eylül Akşamları


Hayallerimde bile bulamadığım sevgiyi
Artık seninle paylaşıyorum
Tarif edilmez bir mutluluk ki bu
Bende ki aşkınla tadıyorum
Canım bilip seni
En güzel hayallerimi
Seninle süslüyorum.
Nedenini sormadan
Akıp giden zamanın
Eylül akşamlarını düşlüyorum
Şehnaz bir bestede hayale dalıp
Teninin sıcaklığıyla uyanmak istiyorum

Avutmuyor artık hiç birşey beni
Sensizliğimi yanlızlıkla paylaşıyor
Düşüncelerimi seninle yönlendiriyorum
Issızlığında soğuk gecelerin
Nedenini bilmeden seni düşünüyorum
Seni özlüyorum
Seni seviyorum

Rumuz: Kardelen

17 Mayıs 2009

Seni Seviyorum


Ilık bir rüzgar esti, Nereden geldi bilmiyorum...
nereye gidiyorsun diye sordum..
Özlenen herşeye dedi.. Aklıma sen geldin.
çünkü özlenen bir tek sendin...
Eğer insanlara boş elimi uzatır ve birşey alamazsam çok üzücü;
Ama asıl ümitsiz durum;
Dolu elimi uzatıp kabul edecek kimseyi bulamamamdır...
Hiç yüz vermedim güneşe bugün..
Resmini gösterip hava attım çiceklere..
Adını zıpkınla kazdım göğün en yüksek yerine...
Bir de SENi SEViYORUM diye bağırdımm duydun mu?
Hayalın hafızamdan silinene kadar,
ıztırabin saçlarım dökülene kadar,
Ağlamaktan gözlerim kör oluncaya kadar Her dakika Seni Sevecegim...
Sen hiç buğulanmış cama "SENi SEViYORUM" yazıp,
Harflerin arasından dışarıyı seyrederek,
Kar taneleri altında Sevdiğini hayal ettin mi??
Seni ne yağmurlar,
seller koparabilir kalbimden,
Ne de deli gibi esen fırtına,
çünkü bir ağacın toprağa kök salmasi gibi bağlandım sana..
Kulaklarım sessizliğe, gözlerim sensizliğe,
Gönlüm katlanırsa derde,
Anlamı yok yaşamanın..
Nefes almak boşuna..
Senin olmadığın yerde ...
Bulutların gözyaşları pencerene vururken,
Düşlere daldığın bir gecede,
Hangi hayaller sana uyumayı unutturuyorsa,
Gelecek sana onları yaşatsın...
içinde öyle umut taşı ki Onu senden kimse alamasın.
Gözlerin hep gülsün,
mutlulugu hep sende arasinlar.
Ama onu kalbinde öyle sakla ki,
Gerçekten isteyen bulsun...
Her aya bakışında beni hatırla, Yıldızlar gözlerine takılırsa,
Gözlerine baktığımı sakin unutma,
Bir yaprak düşerse avuçlarına,
Ellerimdir sakın bırakma....
Hayatın bir sevgi öpücüğü kadar doyumsuz,
Sevinç gözyaşları kadar güzel,
Seven bir kalp kadar heyecanlı,
Aşkın dokusu kadar masum,
Bir gül kadar gururlu olsun...Aşkın Kalbindeyse..
Mutlulugun elindeyse, istedigin iki kelimeyse SENi SEViYORUM...

Kaynak:http://www.sevda.tk/

Hayallerim - mim


Sevgili Aysed:http://aysed.blogspot.com/ hayallerim konusunda beni mimlemiş..Aysed'e çok teşekkür ederim.Hayal kurmasını çok seven birisi olarak hayallerim çoktur benim:))Hayallerimden bazıları:

♥Hayatımda en çok istediğim deniz kenarında küçük bir evim olsun.Deniz bana huzur veriyor:))Hayali bile güzel..
♥KPSS'yi kazandım,atama bekliyorum..Acaba atamam olacak mı diye de hayal ederim:))
♥Çocukluğuma dönüp,keşke onu o şekilde yapmasaydım,şu şekilde olsaydı diye..Kararlarımı değiştirseydim, nasıl olurdu diye hayal ederim.
Şunu söylemek istiyorum,hayallerim de neyi çok istiyorsam onu hayal ediyorum...Diğer hayallerim bende kalsın...!!!
Geçekleşse de gerçekleşmese de hayallerimiz bize ışık tutsun..

Manukyancığım,hayallerinizi sabırsızlıkla ve merak içinde bekliyorum..
Manukyan:http://vzgelirtrsgider.blogspot.com/

Geçen forumda yazısını okuduğum Calculus'un '' Ama güzel ve pembe şeyler yazabilen biri de olmak isterdim nes yeminnen'' yazmış..Bende bu hayal mimini vererek, bize pembe ve güzel şeyler yazacağına inanıyorum..
Calculus:http://odaoyunlari724.com/

Ziyaretleri ve yorumlarıyla bloguma renk katan ve blogunda bize eşsiz takılarıyla gönlüme taht kuran:
Şanslı:http://wwwtasarimdabugn.blogspot.com/

Teklif var,ısrar yok...

16 Mayıs 2009

Ne Çıkar


Bir harabeye dönmüşse bedenim
Sensizliği sen diye yudumlamaktan.
Yıkılmışsa umutlarım,
Kırılmışsa kolum kanadım
Artık sen bütün masumiyetinle
Hayallerime taht kursan ne çıkar.

Elimi uzatıp tutamıyorsam
Sana sarılmanın zevkine varamıyorsam
O ılık nefesini hissedemedikten sonra
Gözlerindeki umut ışığını arasam ne çıkar.

Gecenin karanlığına sorsam seni
Arasam koşsam her karaltının ardından
Yakalasam, sarılsam bir daha sarılsam
Biliyorum;
Yine yanlızlık kalacak avuçlarımda...

Hatice Türkmen Yurtseven

15 Mayıs 2009

Yağmur


Seni hatırlatmak beni acıtmasa
Yakmasa bu ateş içimi
Yağmura karışsa süzülen
Tüm gözyaşlarım
Sile bilsem hayatımda ne varsa
Tek senin adını yazsam tüm dünyama

Sana demiştim ya
Her yağmur yağdığında beni hatırla
Yüzüne düşen her damla
Beni hatırlatsın sana
Ben seni yaşıyorum çünkü
Yanaklarıma süzülen
Her damla göz yaşında...

Hatice Türkmen Yurtseven

14 Mayıs 2009

Engelliler Haftası


10-16 Mayıs arası Engelliler Haftasıdır.Bu anlamlı bir hafta da, geçte olsa blogumda yer vermek istedim..Gerçek şu ki engelliler toplumun bir parçasıdır,sadece bu günlerde değil,her zaman hatırlanmalıdır.Dünya da yaşayan tüm engellilerin daha rahat ve kolay yaşamalarını dilerim.Unutmayalım engelliler bizim,toplumun bir parçasıdır..

TOPAL
Anadan doğma sakattı. Bir bacağı, ötekinden biraz kısa olduğu için yürümeğe başlamasıyla, öteki insanlar gibi yürüyemediğini ve aksadığını hemen fark etmişti.
Babası, onu göstermedik doktor bırakmamıştı.
Fakat hiç çare bulamamıştı. Bacağın biri, doğuştan kısaydı. Bunun çaresini bulmağa, henüz insan bilgisi yetmiyordu. Doktorlar : Hem o kadar önemli de değil, diyorlardı. «Ayağın biraz aksaması, büyük bir eksiklik değildir.»
Ama o öyle düşünmüyordu. Öbür çocuklardan ayrı, başka bir şey olduğunu ve kendisi gibi çocuklara pek az, adeta binde bir rastlanabileceğini görüyordu. Onu kim görse, ilk önce aksayan bacağına bakıyor değil miydi?.. Okul yaşı geldiği zaman hüngür hüngür ağladı. Bu çocuk, ötekiler gitmeğe can atarken okulu istemiyordu. Başka sağlam çocuklarla bir araya gelmekten ödü patlıyordu. Diretti. Okula gitmek istemiyordu. Kendisine öğretmen tutsunlardı. Evde öğrenecek, sonra ilkokul imtihanını verecekti.. Ana baba, üzüntüsünden hastalanmasın diye isteğini yerine getirmek zorunda kaldılar.
O da sözünde durdu. Özel ders alıp okudu. Sonra yaşı gelince ilkokul bitirme imtihanlarına girip diplomasını aldı...
Fakat daha fazla okuması lazımdı. Orta okulu da evde tamamlayamazdı kesinlikle okula gitmesi gerekiyordu. O önce yine istemedi. Fakat babası bu sefer artık ona kulak asmadı.
Tekin'i böylece orta okula yazdırdılar. Yazdırırken, okul arkadaşlarının ona ne kadar eziyet edeceklerim hiç düşünmemişlerdi. Halbuki zavallı çocuk, daha okula gittiği ilk gün, arkadaşları ona adını bile sormadılar. Her gören:
— Topal!.. diyordu
Ve Tekin böylece daha ilk günden, çok utandığı kusuru yüzüne vurula vurula karşılandı.
«aaa!..Topal!..» En çok korktuğu söz buydu.. Ne tuhaf, daha «Günaydın! Sen kimsin?» demeden onu bu sözle karşılamışlardı : Topal!.. Ve o günden sonra hep öyle gitti : «Topal aşağı, topal yukarı!. Topal şöyle dedi, topal şunu yaptı!..» Hep böyle.. Çaresiz Tekin kendi kendine bile söylemekten çekindiği bu korkunç sözle çağırılmaktan o kadar utanıyor, öyle sıkılıyordu, ki daha ilk günden, okulda kimse ile arkadaş olamayacağını anladı. Hem zaten okula niçin gidiyordu?. Okuyup öğrenmek için değil mi?. Madem ki kendisini aşağılık görüyor, kendisiyle alay ediyor ve adını bile sormayarak kendisine topal diyorlardı o halde o da kimse ile arkadaş olmayacak, kendisini tamamen derslerine verecekti...
Tekin, değil öteki derslerde jimnastik dersinde bile kısa zamanda arka­daşlarını geride bıraktı. Hem ne geride bırakış ?
Yıl sonu geldi karneler dağıtılırken Müdür, Tekinin sınıfını şu sözlerle alkışladı:
— Hepiniz iyi çalışmışsınız.. Fakat aranızda bir arkadaşınız var, ki onu övmeden edemeyeceğim.. Bu çocuk bir yıldız, nasıl diyeyim? Çalışkan çok başarılı biri.
Bütün sınıfın gözleri, bir anda Tekine döndü. Öğretmen bir göz işareti yaparak Tekin'i ileri çağırdı. Müdür Tekinin elini sıktıktan sonra :
— Seni kutlarım oğlum! dedi. Söyle bakayım bana, senin adın ne?. Tekin sınıf arkadaşlarını acı bir gülümsemeyle süzdü ve onlara bir ders, önemli bir ahlak dersi vermek isteyerek, gür bir sesle şu cevabı verdi:
—Topal!..
O güne kadar Tekin'e «Topal» diyen arkadaşları bir suçlu gibi yere baktılar. Bu olaydan sonra arkadaşları O'nu hep Tekin diye çağırdılar.

F. Canan CEM
YAVRUTÜRK Dergisi'nden

·Sakatlık bir kusur değildir.

·Sakatlar yardıma değil, şefkate muhtaçtır.

·Sakatlara saygı, onlara yaşama sevinci

13 Mayıs 2009

SENDE KALAYIM


Sessizce girdiğin dünyamdan,
Sessizce çekip gitme ne olur.
Sarılamasam da sana hiçbir zaman
Bırakma beni
Dost bildiğim kollarından.
Hayatında kalayım bir şekilde
Hangi sıfatı yakıştırıyorsan
İsmimin yanı başına
Ben o oluveririm istediğin anda
Canım de canın olayım
Ben zaten hep senindim
İzin ver sende kalayım
Ben sensiz biter tükenirim,
Dayanamaz ki buna yüreğim
Sessizce girdiğin dünyamdan
Sessizce çekip gitme ne olur
İzin ver sende kalayım…

11-5-2009
15:30 Rumuz:Kardelen

12 Mayıs 2009

Bazı Aşklar Unutulmayı Hak Etmez


Bir gün sana aşık olacağımı seni ilk gördüğümde anlamıştım o mağrur bakışların ardındaki seni görmek hiçte zor olamadı. Sevdim seni adam gibi....Yok oluşumuzun nedeni olarak beni görüyorsun biliyorum ben değilim güzel gözlüm yok oluşumuzun nedeni bizi tanıştıran bir birimize aşık eden kader. Hiç kimseye kızma emi hiç hata bulma.

Çünkü kızmak hele de sevdiğin için ayrı da olsa şükür etmeyi bil. Ben her zaman böyle yapıyorum bir çok insanın rastlayamayacağı isteyip de başaramayacağı kadar çok sevdik birbirimizi. Giderken söylemek istediklerim vardı. Tıpkı ellerini tutmak boynuna sarılmak istediğim gibi son sözlerimde yüreğimin derinlerinde kaldı gitti. Ama bana öyle bir şans verilseydi sana şunları söylemek isterdim: Sen benim gözümde aşkımı sevgimi hak edecek kadar yücesin. Bu kalp seni sevmeyi hak ediyor sen de bu kalpte olmayı. Hiç üzülme emi boncuk gözlüğüm küçüğün bu kalbi hep senin için taşıyacak. Gittiğin yerlerde mutlu ol.

Ben istedim gitmeni.
Umutlarını yok etme sakın. Bensizliğe alışacaksın bir gün. Ben
alışamadım ama yanında olmak adına başkalarını mutsuz etmek sevgimize yakışmaz değil mi ? Üzülmek nafile bu yürek bunu da kaldırır boncuğum....
Git demek çok zordu ama biliyorum gitmek daha da zordu.
Sevgimizin değerini bileceğiz. Onu hiç kaybetmeyeceğiz. İleride aşık da olacağız belki ama bu kadar uyum bu kadar mutluluk bu kadar şiddetli kavga edebileceğimiz gerçek bir eş ruh bulamayacağız güzel gözlüm.
Küçüğün büyümekte artık kimse bana küçüğüm demiyor.
Kimse senin gibi dokunmuyor. Kimse bana çikolata almıyor.
Unutmak mümkün değil güzel gözlüm seni. Sende unutma emi.
Bu aşk unutulmayı hak etmeyecek kadar özel.....

Kaynak:http://www.sevda.tk/

11 Mayıs 2009

Sahipsiz Güzellikler


Nice sahipsiz güzelliklerden
Bir örnek...
Karşı çöplükteki kediler.
Yaşama umuduyla parlıyor
Yumuk yumuk gözleri
Güvercinler uçuyor
Mavi gök kubbelerde
Günde defalarca pencereme konuyor
Bir avuç yem için koşturup duruyor
Daha göremediğimiz
Bir sürü güzellik var
Düşünmesi bile içler acısı
Gelin hep birlikte
Bu güzellikleri koruyalım
Huzurlu bir dünya kurup
Ve onları sevgiyle yaşatalım.

Hatice Türkmen Yurtseven

09 Mayıs 2009

ANNELİK


Annelik öyle güzel bir duygu ki tarif edilemez.Bi anne olarak şunu söylemek istiyorum, bebeğimi ilk defa kucağıma aldığım zaman çok farklı bir duygu,o an çektiğin bir çok acıyı unutuyorsun...Şu an bile evlatlarımla sarılıp yattığım zaman, o an yaşadığım tüm acıları,sıkıntıları unutuyorum.Deneyin bak evladınız size verdiği sıcaklıkla herşeyi unutuyorsunuz..
Benim annem ,canım annem 13 senedir ayrı oluyorduk.Şimdi iki senedir anneler gününü birlikte kutluyoruz..Bu zamanlarımı iyi değerlendirmek istiyorum.Hayatımdan bir kesiti paylaşmak istiyorum..80 yıllarda rahatsızlığım sebebiyle Ankaraya ameliyat olmaya geldik,annemle birlikte..Annem hep anlatır o yanan tekerlekler yolun ortasında ve daha neler neler anlatır.Ben ameliyat olacağım gün bile hastaneyi bombalamışlar,15 günde onun için beklemiştik.Tabii ki ben 5 yaşında olduğum için o günleri hatırlayamıyorum.Ama hatırlayan bir kişi var ANNEM..Annem hem ağlar hem anlatır.Kızım çok acılar çekti der..Anne yüreği hala onun acısını taşır..İşte ya annelik çok farklı bizler unutsakta anneler bizim çektiğimiz acıyı unutmuyorlar.Ben yarın anneme gidiyorum ''Anneler günü ''için elini öpmeye..Tüm annelerin ve anne adaylarının ''ANNELER GÜNÜNÜ'' kutlu olsun..

08 Mayıs 2009

Cennet Kokulum


Bir annenin duyguları bu kadar güzel anlatılabilir.Anne sözü dinlemeyenler izlesin..
Annelerimiz ve ben tabii ki evlatlarımızın iyiliklerini düşünürüz,mutlu olmalarını isteriz..Bir ağlarsa anam ağlar derler, doğrudur.Annelerimizin sözlerini her zaman dinleyelim,bir bildikleri vardır...
Bugün bana, anneler günü hediyesi erken geldi.Benim ufaklık okulda ki yaptıkları çantayı getirdi.Bekleyemedi aneler gününü bugünden verdi.Yarın da sana süprizim var dedi:))Hafta sonum güzel geçeceğine benziyor..Herkesin hafta sonunun, güzel geçmesi dileğiyle...Sevgi ve sağlıcakla kalın...

07 Mayıs 2009

MUTLUYUM-MİM


Sevgili Yaşadıkça: http://neslihan75.blogspot.com/ beni smart blogger ödülüne layık görmüş. Senden bu ödülü almak daha anllamlı canım..Teşekkür ediyorum..

KURALLAR:

1-Ödülü verenin linkini yayınlamak.

2-Ödülü verdiğin kişilere mutlaka haber vermek.

3-Bu ödülü verdiğin blog sahibinin linkini vermek.

4-Aşağıdaki gördüğünüz resmi eklemek.Resimi sizlere bırakıyorum.



Öncelikle bu ödülü ilk olarak sevgili Manukyana: http://vzgelirtrsgider.blogspot.com/ umarım affetmiştir beni..

Sevgili Hakan-Can: http://hakan-can.blogspot.com/ ufacıkta olsa moralini yerine getirir....

Değerli arkadaşım Ebru: http://www.kitaphane724.com/ Ressam Eşref Armağan - Süper Kahraman yazıları ve 11 Eylül komplosunun belgeseli yazılarınız için tebrik ediyorum.

Yeni tanıştığım sevgili Zeynep'in Güncesi: http://zeynepinguncesi.blogspot.com/ Neler Oluyor Bize yazısını okumanızı tavsiye ediyorum.

Canım Pıtırcık: http://toplamacopluk.blogspot.com/ çok ders çalıştı,biraz mola versin dedim...

Değerli blog arkadaşı !! Hüzünbazz !!: http://fatih-altay.blogspot.com/ geçen haftaki yorgunluğunu atar umarım.

Dün yeni keşfettiğim blogunda ki samimiyeti ve resimlerini beğendiğim Zaferozer: http://zaferozer.blogspot.com/ tebrik ediyorum.

Teklif var, ısrar yok.Sevgilerimle...

06 Mayıs 2009

Meleğim Derdin


Seninle olduğum zamanlar
Ben bütün benliğimle seninim...
Hangi şekle koyduysan
Hangi renge boyadıysan
Hangi hitapla seslendiysen
İşte ben o kişiyim.

Oysa ki,
Senden ayrılınca değişir kişiliğim
Yüreğim kalır sadece sende
Ruhsuz bir beden şimdi
Dolaşır evin içinde öylece
Herkez ayrı bir isimle hitab eder.
Oysa sen meleğim derdin
Bende en çok bu hitabı severdim.
Meleğim, Meleğim, Meleğim...
Sen bilmedin oysa ki
Kendine hiç hayrı yok Meleğinin...

29-03-2009

Rumuz:Kardelen

05 Mayıs 2009

Sadece Benim İçin Ağladı...


Bugün gökyüzü benim için ağladı,sadece benim için ağladı.Zor bir gün geçirdim,Aslında 1,5 aydır devam ediyordu.Ama artık bugün son noktaya geldi.Çünkü artık dayanacak gücüm, sabredecek dermanım kalmadı.Her gün uyandığımda bugün ben mutluyum diyorum.Ama öyle şeyler oluyor ki, ufacık bir söz bile, o mutluluğum bile ellerimin arasından kayıp gidiyor.Ve ben gene başa dönüyorum.Beni bu duruma düşüren çevremdeki insanlar..Yaşadığım çevre sebebiyle,bazı şeylere ayak uydurmak zorundasınız.Eğer uymazsanız kibirli ,kendini beğenmiş gibi bir çok laf duyarız ve ben artık çok YORULDUM..

Bugün yağmur yağıyordu.Ben o yağmurda ıssız bir yerde, yağmurla birlikte hüngür hüngür ağlamak isterdim.Belki de o içimdeki sıkıntılar ,dertler yağmurla birlikte akıp giderdi.Bugün yağmurlu bir gün geçirdim,belki yarın güneş doğar.Ben her zaman bu umudu taşıyorum.Sıkıntılarımız dertlerimiz hiç bir zaman bitmez,biri biterse biri doğar.Hayatın kanunu....Herkesin mutlaka ufacıkta olsa derti vardır.Önemli olan o dertle baş edebilmektir..Bir arkadaşım bana şöyle dedi:

''Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa Rabbine dönüp: “Benim çok büyük bir derdim var” deme! Derdine dönüp: “Benim çok büyük bir Rabbim var” de!''


Bu arada yağmur da yağmıyor artık...

04 Mayıs 2009

Sarı Şekerim --- Eşime


Ben ona canım derdim...
Çünki yanlız ona
Canımda yer verdim...
Ben ona birtanem derdim...
Çünki onu çok severdim...
Ben ona aşkım derdim
Ve bütün gençliğimi yoluna serdim
Ben ona sevgilim derdim
Çünki sevgiyi ondan öğrendim
Ben ona yeşil gözlüm derdim
Yeşil gözlerinin buğusuna
Sonsuz hayallerimi gömerdim
Ben ona sarı şekerim derdim
Yıllar geçsede
Nefesini yanımda,
Sevgisini kalbimde hissedeceğim...

Hatice Türkmen Yurtseven

Eşim için,yeşil gözlüm için en güzel hediyem olsun:)))

Acele Karar Vermeyin


Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış...Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. "Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş."Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez." Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş...Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler."Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.." "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?" Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler...Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara."Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş."O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez." Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..." "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor."

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:

"Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."

Sevda.TK

Kaynak: http://www.sevda.tk/hikayeler.htm

02 Mayıs 2009

Neden...?


Seni bütün benliğimle kendim bilmişken
Neden sensizliğe mahkum edilişim.?

Bana gelmiyeceğini bile bile
Neden seni hergün bekleyişim...

Ellerinde bir an bulduğum mutluluğu
Neden çok çabuk kaybedişim...

Bütün bunları kabullenmeyip
Neden kaderim deyirek boyun eğmeyişim

Neden her şeye rağmen
Senden vazgeçmeyişim

Tek bir günün umuduyla yaşayıp
Neden sensizliğe sitem etmeyişim

Seni özleyişim, Seni bekleyişim
Seni isteyişim NEDEN...?

Hatice Türkmen Yurtseven


Hayatımızda olaylar olduğu zaman hep neden deriz..Neden sevdim...!!! Neden güvendim...!!! Neden ayrıldık...!!! NEDENLER hiç bir zaman bitmez... Aşk mı sevgi mi bilemeyiz...Nedensiz günler geçirmek dileğiyle...

 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys